KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2012/4552 E., 2012/21520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Kastamonu 2. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 27/12/2011
- Numarası
- 2011/156-2011/426
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı vekili tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine başlandığı, örnek 10 nolu ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, imzaya itiraz ettiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 170/a-2 maddesi gereğince hakim, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını ve alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re’sen inceleyerek, takibin iptaline karar verir.
T.T.K.’nun 720/2.maddesi gereğince çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiği (ibraz günü de gösterilmek suretiyle) çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla tespit edilmelidir. Aksi taktirde alacaklı müracaat hakkını kaybeder. Bankaya süresinde ibraz edildiğinin, belge üzerine yazılan şerh ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla bilahare bankadan alınan yazıya göre ibraz edilip edilmediğinin tespiti mümkün değildir. Somut olayda icra takibinin dayanağı olan 10.04.2011 keşide tarihli çekte ibraz tarihi bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle, alacaklı TTK. nun 708 ve 720. maddeleri gereğince müracaat hakkını kaybetmiştir.
Bu durumda takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfını taşımadığından (adi havale) icra mahkemesince öncelikle İİK. nun 170/a maddesi gereğince re’sen takibin iptaline karar vermek gerekirken işin esasının incelenmesi doğru değil ise de mahkemece itirazın kabulü ile takibin durdurulmasın karar verildiğinden ve aleyhe bozma yapılamayacağından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak, yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığından takibin iptali kararının yasal dayanağı İİK. nun 170/a maddesi olup bu madde de tazminat ve para cezası öngörülmediğinden, alacaklının tazminat ve para cezasıyla sorumlu tutulması isabetsizdir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/4552, K. 2012/21520, 20 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama