KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2013/10611 E., 2013/15634 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 27/12/2012
- Numarası
- 2012/287-2012/740
Karar Metni
2.817 kelime·14 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi satış ilanının kendisine tebliğ edilmediği, taşınmazın düşük bedelle satıldığı, kıymet takdir raporu ile satış tarihi arasında iki yıllık sürenin geçtiği, satış ilanının trajı yüksek olmayan ve Türkiye genelinde münteşir bulunmayan gazetede yapıldığı iddiası ile ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece; ilan yapılan gazetenin ulusal çapta yayın yapan bir gazete olduğu, kıymet takdiri ve bilirkişi raporunun şikayetçiye bizzat tebliğ edildiği, satış ilanının ise aynı adrese tebliğe çıkarıldığı, adresin kapalı olması ve mernis adresi olması sebebiyle TK.'nun 21'e göre tebliğ edildiği, taşınmazın değerinin usulüne uygun olarak belirlendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu'nun 2010/9 sayılı dosyasında kıymet takdir zaptının ve bilirkişi raporunun 23.07.2010 tarihinde ''İsmetpaşa Mah. Yalı Cad. Martı Sk.
No:5 Alaçatı/İZMİR'' adresinde şikayetçinin imzasına bizzat tebliğ edildiği, bilirkişi tevzi tablosunun ve satış ilanının ise'' Tarafın adresinin mernis adresi olup, tebligatın tebliğ edilememesi halinde iade edilmeyerek tebligat kanununu 21.maddesine göre tebliğ edilmesi ihtar olunur.'' şerhi verilerek tebliğe çıkarıldığı, dağıtıcının da 14.02.2012 tarihinde ''Adresin kapalı olması muhatabın komşusu..........dan soruldu verilen sözlü/yazılı beyanda muhatabın nerede olduğunun bilinmemesi/işte olması sebebiyle tebliğ evrakı TK.'nun 21.maddesine göre ismetpaşa mahalle muhtarlığına tabliğ edildi.
Hane kapısına 2 No'lu haber kağıdı yapıştırılıp imzadan imtina eden komşu imza ve isim vermekten kaçınan haber verildi'' denilerek tebligatın yapılmış olduğu görülmüştür.
Şikayetçinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; 2709 Sayılı 1982 Anayasası'nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesine göre; '' Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.''
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 10/1. maddesine göre ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.'', 11.01.2011 tarihinde 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle eklenen 10/2.maddesine göre; '' Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.''.
Aynı yasanın Tebliğ İmkansızlığı Ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21. maddesine 6099 Sayılı Kanunun 5.maddesiyle eklenen 21/2.maddesine göre;'' Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak
evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' Aynı yasanın Usulüne Aykırı Tebliğin Hükmü başlıklı 32.maddesine göre ''Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.''
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 16/2.maddesine göre ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
6099 Sayılı Kanunun genel gerekçesinde; ''...Uygulamada yaşanan sorunları önlemek üzere Tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen "adres kayıt sistemi"nin Tebligat Kanununa intibakının sağlanmasıdır. Hatta bu yolla, bazen on-onbeş tebligatla dahi sonuç elde edilemeyen durumlarda (ilânen tebligatın gerektirdiği istisnaî hâller hariç), en fazla iki veya üç tebligatla sorun çözülebilecektir.
Tebligat Kanunun 10.maddesine ek fıkra eklenmesiyle ilgili 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesinin gerekçesinde '' Tebligat Kanununun 10. maddesine eklenen ikinci fıkra ile tebligata ilişkin sorunların belki de en önemli kısmının çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. ..Yapılan yeni düzenlemeyle, önce yine bilinen en son adrese tebligat yapılacaktır. Böylelikle, muhataba daha kolay ulaşılabilecek bir adres biliniyorsa oraya tebligat yapılması imkânı açık tutulmuştur.
Ancak, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanuna göre adres kayıt sistemindeki adresi bilinen son adresi olarak kabul edilerek, tebligat buraya yapılacaktır. Hiç kimse, adres değişikliğini bildirmemek suretiyle ihmali veya adresini belirsiz hâle getirecek kötü niyetli davranışlarıyla hak elde etmemelidir.
Hukuk düzeni, kişinin açık ihmal veya kötü niyetini korumaz. Adres kayıt sistemi dışında ayrıca bir adres araştırması yapılmayacaktır. Bu açıdan, adres kayıt sistemindeki adres, başkaca araştırma yapılmasını gerekli kılmayan son adres olarak kabul edilmiştir.
Bu durumda, ne tebligatı çıkartan merciin ne de posta memurunun başkaca bir adres araştırması yapmasına gerek bulunmamaktadır.Adres kayıt sistemiyle ilgili olarak yapılan bu düzenlemenin sonucu olarak gereksiz zaman, işgücü ve maddî kaybın önüne geçmek için, bilinen adrese yapılan tebligatın karşılıksız kalması halinde adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağı kabul edilmiştir. ''21. maddeye ek fıkra eklenmesiyle iligi 4. maddesinde; '' Tebligat Kanununun 21. maddesi çok sık uygulanan bir hükümdür.
Bu durumda maddenin birinci fıkrasındaki yol izlenerek tebligat yapılacaktır. Bu maddeye ikinci fıkra eklenmiş, eklenen fıkrayla adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması hâlinde izlenecek yöntem belirtilmiştir. Zira, 10. maddede yapılan değişiklikle birlikte, bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, adres kayıt sistemindeki adres esas alınacak, başkaca araştırma yapılmadan tebligat o adrese yapılacaktır.''denilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır.
Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davaranış
Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi aynı zamanda özünde cezalandırmayı da amaçlayan bir düzenleme içermektedir. Yasa koyucu 5490 Sayılı Kanuna göre doğru adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü'ne bildirmeyen vatandaşı cezalandırmak amacını gütmüştür.
Tebligat yasasının dar yorumlanması geçerli bir mazereti nedeniyle yeni adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü'ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti nedeniyle (yatarak hastahanede tedavi gören hasta gibi) bir kaç aylığına adresinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşın cezalndırılmasına neden olur. Yasanın yorumunda yardımcı kaynak olan madde gerekçeleri bu konuda bize ışık tutmaktadır.
Tebligat Kanunu'nda değişiklik getiren madde gerekçelerinden açıkça anlaşılacağı üzere iki veya üç tebligatla sorun çözülmek istenmiştir.
Hem yasa metninde, hem yasanın uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın sadece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirimesi halinde doğrudan doğruya 21/2'ye göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bilakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2'ye göre tebligat yapılacağı önemle vurgulanmıştır.
Adrese kayıt sistemindeki adres tebligat yapılamayacağı açıkca anlaşılan bir adres olmadığı için öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliğininin 30.maddesinde muhatap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir. Tebligatın anlamı bildirimdir. Tebligatın yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır.
Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.12.2009 tarihli 2009/12-563 E. - 2009/600 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere icra takibinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, itirazların yapılabilmesi ve takibin süratle sonuçlandırılabilmesi, ancak, tarafların icra takibinden usulünce haberdar edilmesi ile mümkündür.
Zira, takip borçlusunun hangi icra dairesinde aleyhine takip bulunduğunu, hakkındaki taleplerin nelerden ibaret olduğunu bilmesi ve varsa itirazlarını zamanında ve doğru merciiye yöneltebilmesi usulüne uygun olarak yapılacak tebligat ile sağlanabilir.
Somut olayda; satış ilanı tebligatının Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve 21/2.maddelerine göre terditli olarak tebliğe çıkarıldığı, Tebligat kanunu'nun 23/7,Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 35/f maddelerine uygun araştırmanın yapılmadığı, şüpheleri ortadan kaldırcak şekilde muhatabın sorulduğu belirtilen komşunun kimliğinin tesbitine elverişli olabilecek hangi dairede oturuyor, kaç yaşlarında, orada devamlı oturup oturmadığı, bayan mı erkek mi olduğu v.b. bilgilerin mevcut olmadığı,
TK.'nun 21/2.maddesine göre çıkarılan tebligatlarda muhatabın adreste bulunmama sebebini ve adresin kapalı olup olmadığını araştırmak da dağıtıcının insiyatifinde olduğu için hiçbir araştırma yapmadan tebligat yapabileceğinden dolayı komşu ile ilgili beyanların kuşkulu olduğu, ayrıca; tebligat üzerindeki beyanların çelişkili olduğu, hem ''sözlü'' beyanda denildiği, hem de ''yazılı'' beyanda denildiği, hem '' muhatabın nerede olduğunun bilinmemesi'' denildiği,
hem de '' işte olması sebebiyle'' denildiği için bu beyanların dağıtıcı tarafından hiçbir araştırma yapılmadan yazıldığı kanaatini oluşturduğundan dolayı şikayetçiye çıkarılan satış ilanı tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
6099 sayılı yasanın 5. maddesiyle yapılan değişiklikten sonra TK.nun 21.maddesinin 1. ve 2. fıkralarını ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir.Çıkarılan tebligata, fıkra belirtilmeksizin tebligatın TK.'nun 21. maddesine göre yapılmasının istenmesi terditli talimata neden olur..Çünkü 1.fıkra ile 2.fıkraya göre çıkarılacak tebligatlarda izlenecek yöntemler birbirlerinden tamamen farklıdır.Karışıklığa sebeb olmamak için özellikle adrese kayıt sistemindeki adrese tebligat çıkarıldığında TK.'nun 21/2.maddesine göre tebliğ işlemlerinin yapılacağının açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Merci tarafından bu kurala da uyulmamıştır.
Muhataba çıkarılan tebligatın bizzat imzasına tebliğ edildikten sonra diğer tebligatların TK.'nun 21/2.maddesine göre çıkarılacağına ilişkin bir düzenleme de yasada mevcut değildir.Bu şekilde çıkarılan davetiye yasanın amacına aykırı olduğu gibi savunma hakkını sınırlandırdığı ve cezalandırma amacını taşıdığı için usulsüzdür.
Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddesinde düzenlenmiş; tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/10611, K. 2013/15634, 25 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama