KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2013/33851 E., 2013/40404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Çivril İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/09/2013
- Numarası
- 2013/27-2013/68
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki 3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takibe karşı borçlu vasisinin ödeme emrinin vasi yerine kısıtlıya tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava ve takip ehliyeti, kişinin kendisinin veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK'nun 453, 462/7; TMK'nun 359, 455. maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyeti yoktur. İstisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.
Somut olayda, Çivril Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16/08/2011 tarih ve 2010/967 E. - 2011/727 K. Sayılı kararı ile akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan borçlunun çocuklarının isteği üzerine TMK'nun 405. maddesi gereğince vesayet altına alındığı, takibin vesayet kararından sonra 26/09/2012 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 12/10/2012 tarihinde kısıtlıya tebliğ edildiği görülmektedir.
Vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, yukarıda açıklanan istisnai durumların varlığı iddia ve ispat edilmediğine göre, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ve onun adına itiraz ve şikayet haklarını kullanacağından İİK.nun 61.maddesi kapsamında çıkarılan ödeme emrinin vasiye tebliği zorunludur. Bu husus, kamu düzenine ilişkin olup, her zaman ileri sürülebilir.
Öte yandan, TMK'nun 462. maddesinde vesayet makamından izin alınması gereken haller düzenlenmiş olup, aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre vasinin dava açması izne tabi tutulmuştur. Somut olayda, vasinin icra mahkemesine başvurusu İİK'nun 16. maddesi gereğince şikayet olup şikayet teknik anlamda bir dava değildir. Bu nedenle vasinin kısıtlının haklarını korumak için icra mahkemesine şikayet başvurusunda bulunması için vesayet makamının iznine gerek yoktur.
O halde, mahkemece, kısıtlıya yapılan ödeme emri tebliği işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/33851, K. 2013/40404, 17 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama