KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2013/34100 E., 2014/428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 03/10/2013
- Numarası
- 2013/832-2013/1048
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı, borçlunun yetkiye itirazı ile dayanak senedin teminat amacıyla verildiğini belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, yetkiye ve borca itirazın reddine karar verildiği, ayrıca borçlu aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Alacaklı, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2013 tarih ve 2013/139 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden takibe başladığından İİK'nun 261. maddesi gereğince yetki itirazı yerinde değildir.
Diğer yandan takibe konu senedin şarta bağlı olarak verildiği hususu borçlunun ibraname içeriğine göre ödeme iddiası nedeniyle İİK'nun 170/a-son maddesi gereğince takibin iptali nedeni yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle mahkemenin yetki itirazının ve senedin kambiyo vasfına yönelik şikayetin reddi kararı doğru olup, sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Takip tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 169/a-6. maddesine göre, takip muvakkaten durdurulmuş ise, itirazın esasa ilişkin nedenlerle reddi halinde, borçlu, alacaklının isteği üzerine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir.
Somut olayda, takibin durdurulmasına karar verilmediği, dolayısıyla yukarıda açıklanan maddede aranan “takibin muvakkaten durdurulmuş” olması şartının gerçekleşmediği görülmektedir.
İİK'nun 169/a-6. maddesi gereğince, takibin muvakkaten durdurulması halinde tazminata hükmedilebileceğinden bu şart gerçekleşmediğine göre, borçlu aleyhine tazminata karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/34100, K. 2014/428, 14 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama