KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2014/13562 E., 2014/16346 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/02/2014
- Numarası
- 2013/363-2014/165
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Alacaklının temyiz itirazlarına gelince : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, dayanak bonolardaki imzaların şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığını, şirkette muhasebeci konumunda çalışan kişilere ait olduğunu, bu kişilerin şirketi temsilen kambiyo taahhüdü altına girip şirketi borç altına sokmaya ilişkin vekaletnamelerinin olmadığını, ileri sürerek borca itiraz ettiği, imzaların muhasebecilere ait olduğu hususunun alacaklının da kabulünde olduğu ancak alacaklının,
muhasebecilerin vekaletname ile yetkili kılındıklarını iddia ettiği, mahkemece, istemin imza itirazı olarak değerlendirilip vekaletnamede kambiyo tanzim yetkisi olmadığından bahisle imza itirazının kabulü ile alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun başvurusu bu hali ile İİK'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz olup, uygulanması gereken İİK.nun 169/a-6.maddesine göre; takip muvakkaten durdurulmuş ise, itirazın reddi halinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Ancak, anılan maddede itirazın kabulü halinde para cezasına ilişkin düzenleme bulunmadığı halde, alacaklı aleyhine para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/13562, K. 2014/16346, 5 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama