KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2014/23118 E., 2014/29647 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2014
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 30/04/2014
- Numarası
- 2014/174-2014/221
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda; borçlu site yönetiminin taraf ehliyeti olmaması nedeniyle takibin iptalini talep ettiği, mahkemece takip borçlusunun tüzel kişiliğinin bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu' nun 38. maddesi gereğince yönetici kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bir davada veya takipte kimlerin taraf olacağı nasıl temsil edileceği ise H.M.K., Avukatlık Kanunu, T.B.K.'nun vekalet akdine ilişkin hükümlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere uygun temsil yetkisi bulunmadıkça yöneticinin 634 sayılı yasada sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olamayacağından site yöneticiliğinin aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle kural olarak yöneticilik hakkında icra takibi yapılması mümkün değildir.
Ancak, aynı yasanın 35. maddesinde yöneticinin görevleri ayrı ayrı gösterilmiştir. Bu görevler ana gayrimenkulun yönetimi ile ilgili olup, yönetimin gerektirdiği ortak giderleri yapmak yetkisini de içermektedir. Yönetici, yasadan aldığı temsil yetkisine dayanarak çeşitli sözleşmeler kurabilir. İşte bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yönetici dava açabileceği gibi, yöneticiye karşı da dava açılabilir. Şu husus da belirtilmelidir ki yönetici, vekaletname ile tayin edilen bir vekil gibi değildir. Yasal bir temsilci olup yetkisini yasadan almaktadır. Bu sıfatla yaptığı sözleşmeden dolayı kendisine husumet yöneltilebilir.
Öte yandan kat malikinin veya kat malikleri kurulunun ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması, yöneticinin özel kanundan doğan temsil yetkisini ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak denilebilir ki, yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, aktif ve pasif dava (icra takibi) ehliyeti bulunmaktadır. Aksinin benimsenmesi durumunda ise, bu kez üçüncü kişilerin yönetici ile sözleşme yapmaktan kaçınacakları ve bundan kat maliklerinin zarar görecekleri kuşkusuzdur.
Somut olayda, takip dayanağı bononun keşidecisinin M.. Y.. olduğu, takipte borçlu olarak da M.. Y..'nin gösterildiği, takip konusu alacağın, sitenin ortak gideri kapsamında güvenlik hizmetlerinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu durumda alacaklının, 634 sayılı yasanın 35. maddesine göre site yönetimi hakkında takip yapmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
O halde mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/23118, K. 2014/29647, 8 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama