KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2014/32307 E., 2015/2826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2015
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İİK'nun 170/3. maddesine göre, icra mahkemesi, 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, “….icra mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi halinde senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum eder” düzenlemesine yer verilmiştir.
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, yetki ve dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığı itirazı ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece verilen yetkisizlik kararının temyizi üzerine, Dairemizce borçlu ...'in itirazından önce takibin kesinleştiği itirazın reddine ve işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak imzaya itirazın kabulüne, borçlu lehine % 20 tazminat ve % 10 adli para cezasına karar verildiği, iş bu kararın alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; icra mahkemesi tarafından, bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın Cumhuriyet Savcılığının aldığı bilirkişi raporuna dayalı olarak imzaya itirazın kabulüne karar verildiğine göre anılan maddeye göre alacaklının aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilemez.
Diğer taraftan takibin sadece itiraz eden borçlu yönünden durdurulmasına karar verilmesi gerekirken takibi tümü ile durdurulmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Anılan nedenlerle kararın bozulması gerekir ise de, belirtilen hususların yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/32307, K. 2015/2826, 16 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama