KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2014/8955 E., 2014/11475 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 03/12/2013
- Numarası
- 2013/402-2013/873
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bir adet bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde; örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal süresi içerisinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda takip dayanağı senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece; istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK'nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E, 2013/312 K. sayılı ve yine HGK'nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).
Somut olayda takip dayanağı 35.000,00 TL bedelli bononun arka yüzünde “iş bu senet 334,67 gr has altın karşılığıdır” ibaresinin yer aldığı, alacağın varlığının şarta bağlandığı veya senedin teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı görülmektedir.
Her ne kadar alacaklı cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde, borçlulara 334,67 gram ağırlığında külçe altın verdiğini, borçluların da teminat olarak takip dayanağı senedi düzenlediklerini beyan etmiş ve mahkemece alacaklının bu beyanı esas alınarak senedin teminat senedi olduğu kabul edilmiş ise de, alacaklının takip dayanağı bononun teminat olduğuna yönelik beyanı temel hukuki ilişkiyi açıklamaya yönelik olup sözkonusu beyanın kambiyo senedi vasfını etkileyecek nitelikte alacağın şarta bağlandığı ya da tahsilinin yargılamayı gerektirdiği şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
O halde, mahkemece, borçluların iddiasını İİK'nun 169/a maddesinde öngörülen bir belge ile ispat edemediği dikkate alınarak itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/8955, K. 2014/11475, 18 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama