KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/24312 E., 2016/1670 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular ..., ... ve ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK'nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından borçlular ... ve ...'ın bu yoldaki isteklerinin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-Şikayetçi mirasçıların İİK'nun 53. maddesine dayalı olarak icra mahkemesine ayrıca şikayet haklarının bulunduğu tabii olup sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, borçlunun, dayanak bonoda yer alan keşideci imzasının keşideciye ait olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile imzanın borçluların murisi ...'a ait olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine ve borçlular aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 170/b maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 67/3. maddesinde; "İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötüniyetin sübutuna bağlıdır" hükmü yer almaktadır.
Öte yandan İİK'nun 170/3. maddesinin 4 üncü cümlesine göre de; "İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu ... inkar tazminatına ve ... para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir."
Somut olayda, imza itirazında borçlu bulunmuş, yargılama sırasında borçlunun ölmesi üzerine dava mirasçılara yöneltilmiş olup, mirasçıların kötüniyetle imza itirazında bulunduklarının saptanamadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, İİK'nun 170/b maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 67/3 ve 170/3. maddeleri dikkate alınmadan borçlular aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/24312, K. 2016/1670, 21 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama