KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/24793 E., 2016/1941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bir adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde borçlunun, örnek 10 numaralı ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ve usulsüz tebligattan 01.12.2014 tarihinde haberdar olduğunu belirterek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, borçlunun bilinen adreslerine çıkartılan ilk ödeme emri tebligatlarının adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, mernis kaydı sorgulamasında borçlunun yurt dışı adresinin mevcut olduğu ve alacaklı vekili tarafından yurtdışı mernis adresine tebligat çıkartılmasının talep edildiği, daha sonra başka bir yurtiçi adresine tebligat çıkartıldığı ve muhatabın bulunmaması sebebiyle daimi çalışana tebligat yapıldığı görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 10/1. maddesinde; ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir'' hükmü yer almaktadır. 11/01/2011 tarihinde 6099 Sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen 10/2. maddesine göre ise; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Borçlunun bilinen adreslerine çıkartılan tebligatların iade edilmesi ve tebligat yapılamaması üzerine, Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresine tebligat yapılması gerektiği ve adres kayıt sisteminde sadece yurtdışı adresi bulunduğu halde, bu adrese Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesi uyarınca tebligat yapılmaksızın, borçlunun işyeri adresi olduğu belirtilen adreste çalışana yapılan tebligat usulsüzdür.
Ayrıca, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Borçlunun geçici olarak o yerde bulunmadığının tespiti halinde, tebligatın o yerde bulunan yukarıda sayılan kişilere yapılması gerekir. Tebligat Kanunu’nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi gereğince, ilgilinin o yerde geçici olarak bulunmadığı hususunun dağıtıcı tarafından tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmesi gerekir. Şerh verilmeden yapılan tebligatlar usulsüzdür.
Belirtilen nedenlerle mahkemece, istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
L.B.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/24793, K. 2016/1941, 25 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama