KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/24873 E., 2016/1267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair itiraz nedenleri ile birlikte takip dayanağı senedin 04.04.2010 vade tarihli düzenlenmesine rağmen yıl hanesindeki "0" rakamının "1" olarak tahrif edildiğini, ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulü ile takibin iptaline ve alacaklının tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verildiği görülmektedir.
Tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 615. maddesine aykırı şekilde çift vadeli olarak düzenlenen senetler bono vasfında sayılamaz.
Somut olayda, senedin ödeme tarihi bölümü “04.04.2010” iken, yıllar hanesinin birler basamağında yer alan “0” rakamı “1” olarak değiştirilmiş olup, düzeltmenin yanında keşideciye ait paraf ya da imza bulunmadığından ve dolayısıyla yapılan düzeltme geçersiz olacağından senedin ödeme tarihi kısmında yer alan tarihin "04.04.2010" olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre; takip dayanağı bonoda “ödeme tarihi” kısmında yer alan tarihin "04.04.2010" olarak yazıldığı, senet metninde ise vadenin “04 NİSAN 2011” olarak gösterildiği, bu durumda çift vade bulunması nedeniyle senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı anlaşılmakla, takibin iptaline yönelik mahkeme kararı bu nedenle doğrudur. Ancak, iptalin dayanağının İİK'nun 170/a maddesi olması gerektiğinden ve bu maddede de tazminat ve para cezası öngörülmediğinden, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/24873, K. 2016/1267, 19 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama