KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/30687 E., 2016/7899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu aleyhine, 2 adet bono ve ekli sözleşmeye dayalı olarak genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde alacaklının, borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamı ve itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece dayanak belgelerin İİK'nun 68. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 68/1. maddesi gereğince, talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen "borç ikrarını" içeren bir senede, yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
Somut olayda, borçlu icra takip dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde, takip konusu yapılan bonodaki borç ilişkisini kabul ederek, bonoların 2.250 TL'lik kısmını ödediğini, bakiye borcun 3.920 TL olduğunu beyan ederek borca, ekli sözleşmelerde öngörülen aylık %5 faiz oranına ve cezai şart alacağına itiraz etmiştir.
Borçlunun takibe dayanak yapılan bonolardaki imzaya açıkça itiraz etmeyip, borç miktarını kabul ettiğine göre, takibe dayanak bonoların İİK'nun 68/1. maddesinde sayılan belgelerden olduğunun kabulü gerekir. Ancak borçlu bonolara ekli sözleşmeleri kabul etmediğinden cezai şart alacağın tahsili yargılamayı gerektirir.
Öte yandan, takip dayanağı bonolar, kambiyo senedi vasfını taşıdıklarından, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup; bu alacağa, 3095 sayılı Kanunda yer alan ticari temerrüt faizine ilişkin 2/2. maddede öngörülen değişen oranlarda avans faizi uygulanmalıdır.
O halde mahkemece, borçlunun ödeme iddiasını İİK'nun 68. maddesinde öngörülen belgelerle kanıtlayamadığı ve alacaklının da ödeme def'ini kabul etmediği dikkate alınarak, itiraza konu asıl alacak 2.250,00 TL ve 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesine göre ticari faiz oranları esas alınarak, hesaplanacak işlemiş faiz miktarı yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/30687, K. 2016/7899, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama