KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/33020 E., 2016/10589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı şirket tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibi üzerine, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı bonoda tanzim yerinin bulunmadığını, alacaklının tüzel kişiliğinin bonoda yer almaması nedeniyle kambiyo vasfına sahip olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, davanın reddine, takibin devamına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Senedin düzenlenme tarihine göre uygulanması gereken 6762 sayılı TTK.’nun 688/6. maddesi gereğince, bonoda düzenleme yerinin bulunması zorunludur. Aynı Kanunun 689/son maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
HGK.'nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, düzenleme yeri olarak, idari birim adı (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan düzenleme yeri ve düzenleyenin adresi senet keşidecisi için geçerli olup, TTK.’nun 614.maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan aval verenin adresinin senette yazılı olması hali, yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez.
Somut olayda, takibe dayanak yapılan bonoda tanzim yeri belirtilmediği gibi, senette tanzim edenin isminin altında yer alan ".........." idari birim olmadığından bu yerin anlaşılabilir olması sonuca etkili değildir. Bu haliyle takibe dayanak belgede geçerli bir tanzim yeri bulunmadığından kambiyo senedi vasfında değildir. Bu durumda, kambiyo niteliğinde bulunmayan senede dayanan takibin, mahkemece İİK’nun 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/33020, K. 2016/10589, 11 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama