KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/33443 E., 2016/4247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'nun 134/8. maddesinde; "İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, muhammen bedeli 205.000.00-TL olarak takdir edilen 59 parsel sayılı taşınmazın 228.000.00-TL bedelle satıldığı, muhammen bedeli 280.000.00-TL olarak takdir edilen 60 parsel sayılı taşınmazın 370.000.00-TL bedelle satıldığı, böylece, ihalenin feshi isteminin esastan reddine karar verilen şikayet konusu taşınmazların satış bedellerinin, muhammen bedellerin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre satış bedelinin muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ancak, İİK'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde, işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde borçlu aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmüş olup, borçlunun ihalenin feshi isteminin zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddi gerektiğinden, aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
L.B.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/33443, K. 2016/4247, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama