KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/4853 E., 2015/8399 K.·Esas No : 2015/4853 T.C. Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2015
- Karar no
- 2015/8399
Karar Metni
1.165 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
12. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAYİLAMI
ESAS NO : 2015/4853
KARAR NO : 2015/8399
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
Çumra İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçilerin usulüne uygun yapılmadığını belirterek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece duruşma açılmaksızın şikayetin, gider avansının yatırılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
1-İİK'nun 134/2. maddesinde; "İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren 20 gün içerisinde duruşma yapar ve taraflar gelmese bile icap eden kararı verir" hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde. “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.
İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Taraflar “silahların eşitliği ilkesi” gereği iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat hakkına sahiptirler.
Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/52 E.-2009/105 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere; taraflar duruşmaya çağrılmadan, bir başka deyişle taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen "iddia ve savunma hakkının kullanmasına imkan tanınması ilkesi"nin doğal bir sonucudur. Gerçekten de savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası’nın 36. maddesi ile HMK.nun 27. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir.
O halde, mahkemece; İİK'nun 134/2. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraflar davet edilip beyanları alınmalı, gösterecekleri deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
2-6100 Sayılı HMK'nun 114/g maddesinde gider avansı, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı kanunun 115/2. maddesine göre; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” Aynı kanunun 120. maddesinde ise; “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemece gider avansının eksik olduğunun anlaşılması halinde, tamamlattırılması için HMK'nun 120/2. maddesi gereğince verilecek iki haftalık kesin süre ile birlikte gider avansının nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa avansın yatırılmamasının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmezse ancak o takdirde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Mahkemece anılan yasal düzenlemelerin gereği yerine getirilmeden ve borçluya usulune uygun şekilde kesin süre verilmeden davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/4853, K. 2015/8399, 2 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama