KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/11716 E., 2017/2888 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İcra kefili ...'nın icra mahkemesine başvurusunda; icra kefaletinin yasal şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiğini ileri sürerek icra kefaletinin geçersizliğine ve icra kefaletine istinaden yapılan hacizlerin kaldırılması ile diğer işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, şikayetin kabulü ile icra kefaletinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak icra kefaletinin iptali talep edilemez. Ancak, İİK'nun 38. maddesi uyarınca icra dairesindeki kefaletler, müteselsil kefalet niteliğinde olup, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tâbidir. Buna göre ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için, icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.
İcra emrinin tebliği üzerine İİK'nun 16. maddesine göre şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulması halinde, mahkemece, TBK'nun 581. ve devamı maddeleri kapsamında icra kefalet işleminin İİK'nun 38. maddesi uyarınca ilamlı icra takibine konu edilip edilmeyeceği değerlendirilerek, ilamlı takibe konu edilemeyeceğinin belirlenmesi halinde, kefaletin geçersizliğine değil, bu kefalete dayalı olarak gönderilen icra emrinin ve varsa icra kefili sıfatı ile yapılan işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, 17.06.2015 tarihli haciz tutanağında görüleceği üzere, icra kefilinin eşinin, kefalete rıza gösterdiğine ilişkin bir bilgi bulunmadığı gibi, tutanağa, kefilin sorumlu olacağı borç miktarının, kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görüldüğünden, kefalet tutanağının Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584. maddelerinde belirtilen şartlara uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmakta olup, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi isabetli ise de, şikayetin kabulü ile beraber icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, icra kefaletinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmamış olup, hükmün belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/11716, K. 2017/2888, 28 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama