KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/12154 E., 2016/15403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK'nun 134/8. maddesinde; "İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, ihalenin feshi istemine konu olan ve tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, .... Yeri Mevkii, 242 parsel olarak kayıtlı bulunan taşınmazın muhammen bedelinin 240,00 TL olduğu ve bu taşınmazın 700,00 TL'ye satıldığı, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ...
Mevkii, 1212 parselde kayıtlı taşınmazın ise muhammen bedelinin 4.264,00 TL olduğu ve bu taşınmazın 4.500,00 TL'ye satıldığı, dolayısıyla bu iki taşınmaz yönünden satış bedellerinin, taşınmazların muhammen bedellerinin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 242 ve 1212 Parsel sayılı taşınmazlar yönünden zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun bu parseller yönünden ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur.
Mahkemece, anılan taşınmazlar yönünden istemin belirtilen nedenle reddi gerekirken, işin esasının incelenerek sonuca gidilmesi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak, İİK'nun 134/2. maddesi uyarınca işin esasına bu nedenle girilmemiş olacağından, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/12154, K. 2016/15403, 31 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama