KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/123 E., 2016/10996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece istemin kabulü ile İİK.nun 170a. maddesi uyarınca takibin iptaline ve alacaklı aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
İİK'nun 170/a maddesi gereğince; icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir.
Buna göre, borçlunun İİK'nun 168. maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının ve dolayısıyla alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, takip dayanağı bononun ön yüzünde; ''İş bu bono Kayseri 5.İcra Müdürlüğü'nün 2014/22429 Esas sayılı icra dosyasından ....aliyle senedin kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermediği, dolayısıyla TTK'nun 776/1-b ve 777/1. maddeleri gereğince kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, İİK'nun 170/a maddesi gereği bu durumun re'sen nazara alınarak, takibin borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece anılan madde uyarınca takibin iptaline hükmedilmesi doğrudur. Ancak, İİK'nun 170/a maddesinde tazminata ilişkin bir düzenleme yer almadığından alacaklı aleyhine tazminata hükmolunması isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/123, K. 2016/10996, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama