KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/13201 E., 2017/5295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, sair itirazı yanında takibe konu bononun çift vade taşıdığını ileri sürerek takibin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu mahkemece; senedin kambiyo vasfı taşımadığı gerekçesiyle İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Takibe konu belgenin, kambiyo senedi niteliğini haiz olmaması, İİK'nun 170/a maddesi hükmü gereğince takibin iptali sebebi ise de, aynı maddenin son fıkrasında yer alan, "Her ne suretle olursa olsun, ... borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz" şeklindeki hüküm gereğince, icra mahkemesi yukarıda belirtilen sebebe dayanarak İİK'nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar veremez.
Somut olayda, borçlu vekilinin 26.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde; ''...Davacı taraf ödenmiş olan senedi tekrar tahsil etmek istemektedir. Müvekkilin hiç borcu olmadığından işbu davanın açılma gereği doğmuştur...'' demek suretiyle borcu kabul edip ödediğini ileri sürdüğü görülmektedir. Bu durumda, anılan İİK'nun 170/a-son maddesi hükmü uyarınca, aynı maddenin ikinci fıkrasının olayda uygulanması ve takibe dayanak bononun kambiyo senedi niteliği taşıyıp taşımadığı üzerinde durulması mümkün değildir.
Bu nedenle mahkemece, borçlunun ödeme iddiası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/13201, K. 2017/5295, 4 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama