KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/1331 E., 2016/8538 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu, taşınmazların fiili net kullanımının gerçek büyüklüğünün çok altında gösterilmek suretiyle değerinin çok altında satıldığını ve sair fesih sebeplerini belirterek ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece istemin reddi ile birlikte davacı aleyhine para cezasına hükmedilmiştir.
İİK’nun 134. maddesinin 2. fıkrasında mahkemece işin esasına girilmemesi halinde para cezasına hükmedilemeyeceği hususu düzenlenmiş, aynı maddenin 8. fıkrasında da; "İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, 600.000 TL muhammen bedelli taşınmazın 955.000 TL'ye satıldığı ve dolayısıyla satış bedelinin, taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Satış ilanının şikayetçi borçlu vekiline 28.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu tarafından bu tebligatın usulsüzlüğü ileri sürülmediğine göre, tebliğ tarihinden itibaren İİK'nun 128/a madddesi uyarınca 7 gün içinde icra mahkemesine kıymet takdir raporuna ilişkin şikayette bulunmadığı anlaşıldığından kıymet takdir raporunun kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur.
Mahkemece istemin bu nedenle reddi yerine, işin esasının incelenerek sonuca gidilmesi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden mahkeme kararı sonucu itibariyle doğrudur. Ancak bu durumda İİK'nun 134/2. maddesi uyarınca işin esasına girilemeyeceğinden borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/1331, K. 2016/8538, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama