KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/13493 E., 2016/14389 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz dilekçesi içeriğine, tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takibe dayanak bonodaki imzaya itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği, mahkemece, itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, tazminat ve para cezası talebinin ise reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK.nun 170/4. maddesine göre, imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi halinde icra mahkemesi, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın % 10’u oranında para cezasına mahkum eder.
Somut olayda, alacaklının, takip dayanağı senette lehtar, borçlunun ise keşideci olduğu görülmektedir. Bu durumda alacaklı, borçlu ile doğrudan ilişki içinde olduğundan imzanın adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bonodaki imzanın borçlu keşidecinin eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı imzaya itirazı kabul edilene karşı başlattığı takipte ağır kusurlu kabul edileceğinden tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması gerekir.
O halde, mahkemece alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/13493, K. 2016/14389, 23 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama