KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/14425 E., 2016/15081 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte borçlu vekili, sair şikayeti yanında asıl kredi borçlusunun takipte yer almadığı gibi mükerrer takip yapıldığı iddiası ile takibin iptalini talep etmiş, mahkeme, takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğine göre şikayetçi borçlunun müteselsil kefil olduğunu, buna göre de şikayetçi borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar vermiştir.
Şikayete konu takip dosyasının incelenmesinde, ....nin ticari kredi borcundan kaynaklı alacak için, .... Noterliği’nin 22.07.2015 tarihli 18744 ve 18745 yevmiye numaralı ihtarnamelerine dayalı olarak ...’ e ait olan 4229 ada 8 parsel 2 no.lu bağımsız bölüm üzerine 12.06.2013 tarihinde 5070 yevmiye numarası ile kurulan 1. dereceden 750.000 TL bedeli ipotek akdine dayalı olarak sadece ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü’nün 2015/12524 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde ise, aynı borç ve ihtarnamelere dayalı olarak, aynı taşınmaz üzerine 16.05.2014 tarihinde 4564 yevmiye numarası ile kurulan 2. dereceden 500.000 TL bedeli ipotek akdine dayalı olarak ... ile ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiği görülmüştür.
4229 ada 8 parsel 2 no.lu bağımsız bölüm üzerine kurulan,
- 1. dereceden 750.000 TL bedeli ipotek akdinin, limit ipoteği olup, ...’in kullanacağı yada kefil olacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere kurulduğu,
- 2. dereceden 500.000 TL bedeli ipotek akdinin, limit ipoteği olup, ....nin kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere kurulduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla her iki takibin konusunun aynı alacak (....nin ticari kredi borcundan kaynaklı) için aynı taşınmaz üzerine (4229 ada 8 parsel 2 no.lu bağımsız bölüm) kurulan ancak farklı derecelere ilişkin ipoteğe dayandığı anlaşılmıştır.
TMK 873/3 maddesi aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması halinde, rehnin paraya çevrilmesi isteminin taşınmazların tamamı hakkında yapılacağını düzenlemiştir. Bu hükme kıyasen aynı alacak için aynı taşınmaz üzerinde farklı derece ve/veya sırada tesis edilmiş ipotek varsa bunlar hakkında da birlikte takip yapılması gerekir.
Diğer taraftan İİK’nun 150/ı maddesi delaleti ile uygulanması gereken İİK'nun 149. maddesinde ise; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kredi sözleşmesindeki asıl borçlunun .... olduğu ve şikayete konu .... İcra Müdürlüğü’nün 2015/13256 Esas sayılı dosyasında, ....nin ticari kredi borcundan kaynaklı alacak için, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiği ancak İİK'nun 149. maddesine aykırı olarak asıl borçlunun takipte yer almadığı gibi aynı borçtan kaynaklı olarak aynı taşınmaz hakkında farklı derecelerde ipotek bulunmasından ötürü iki ayrı icra takibi yapıldığı da görülmektedir.
O halde, mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/14425, K. 2016/15081, 30 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama