KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/15823 E., 2016/17322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ...'nın icra mahkemesine yaptığı başvuruda; ... İli, ... Köyü, 190 Ada, 5 Parsel, 37 numaralı taşınmaza ilişkin 30.11.2015 tarihli ihalenin feshi talep ettiği, mahkemece istemin aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 134/2. maddesinde; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek sureti ile ihaleye iştirak edenler, yurt içinde bir adres göstermek koşulu ile icra mahkemesinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, ihale konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, şikayetçi adına.... İcra Müdürlüğü'nün 2014/13923 Esas sayılı dosyasından konulan 22.01.2015 tarihli haczin bulunduğu, icra müdürlüğünce 02.09.2015 tarihinde satış kararı verildiği görülmektedir. Bu durumda şikayetçi haciz alacaklısı konumunda olup, İİK'nun 134/2. maddesi gereğince ihalenin feshini isteyebilecek tapudaki ilgililerdendir. İhaleden önce, menkul hükmünde olan ve satışı yapılan menkuller hakkında, kendi dosyasından satış isteminde bulunmayan haciz alacaklısının, ihalenin feshi davası açmasına yasal imkan yok ise de bu hüküm gayrimenkul ihalelerinde uygulanmaz.
O halde mahkemece; şikayetin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken istemin aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/15823, K. 2016/17322, 20 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama