KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/25954 E., 2017/3305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı lehdar tarafından keşideci borçlu ... hakkında iki adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu 6.000,00 TL bedelli senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, 1.000,00 TL bedelli senette ise isminin ve imzasının bulunmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminat istemiş, mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmiş, tazminat talebi hakkında bir karar verilmemiştir.
Borçlunun 1.000 TL bedelli bono yönünden icra mahkemesine başvurusu, bonoda isim ve imzasının bulunmadığı şeklinde olup, başvuru bu haliyle İİK'nun 169/1 ve 169/a maddeleri hükümleri uyarınca borca itiraz niteliğindedir. İİK'nun 169/a-6. maddesinde, borçlunun itirazının kabulü halinde, kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklının, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 6.000,00 TL bedelli bono yönünden takibin lehtar tarafından keşideci borçlu hakkında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, lehtar, bonodaki imzanın, borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Senetteki imzanın, borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı itirazı kabul edilen keşideci borçluya karşı başlattığı takipte ağır kusurlu kabul edilmelidir.
O halde, mahkemece, her iki bono yönünden borçlu yararına tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/25954, K. 2017/3305, 6 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama