KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/3435 E., 2016/5645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçilerin, ihale konusu taşınmazın aile konutu olduğunu, gerçek değerini bulmadan satıldığını ve diğer fesih nedenlerini ileri sürerek ihalenin feshini talep ettikleri, mahkemece istemin reddine ve şikayetçiler aleyhine para cezasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
İİK'nun 134/2. maddesi; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler" şeklinde düzenlenmiştir.
İİK'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde ise, işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde, şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir.
Şikayetçi ..., ihaleye konu takip dosyasında borçlu olmayıp, tapudaki ilgililerden de değildir. Bu durumda, şikayetçinin, İİK'nun 134/2. maddesi uyarınca ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmadığı anlaşıldığından, mahkemece, ihalenin feshi isteminin aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmek suretiyle istemin reddi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak istemin aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi halinde işin esasına girilmemiş olacağından, mahkemece, anılan şikayetçinin %10 para cezası ile mahkumiyetine karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/3435, K. 2016/5645, 29 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama