KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/878 E., 2016/13023 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu vekilinin, dayanak bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve borcu bulunmadığını ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, bilirkişi tarafından borçlu şirket imzaları incelenerek düzenlenen 26.11.2014 tarihli rapora itibar edilerek senetteki mevcut imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediği gerekçesiyle imza itirazının kabulüne, alacaklının tazminat ve para cezası ödemesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nun 170/3. maddesi gereğince; icra mahkemesi, aynı Kanun'un 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise; "İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder..." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda icra takibi, bonoyu ciro yolu ile iktisap eden yetkili hamil ... tarafından keşideci hakkında yapılmakta olup, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından adı geçen hamil, takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Ayrıca, imzanın borçluya ait olup olmadığı da tesbit edilememiştir. Bu durumda alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu kanıtlanamadığından mahkemece, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Buna göre mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/878, K. 2016/13023, 3 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama