KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/9283 E., 2017/748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya itiraz ettiği, mahkemece itirazın kabulü ile tazminat ve para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
İİK.'nun 170/3. maddesine göre; "İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir." Aynı maddenin son fıkrasında ise; "İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan Jandarma ... Daire Başkanlığı'nca düzenlenen 30.12.2013 tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen 02.03.2015 tarihli raporda, borçlu adına atılı imzaların, borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, icra takibi, çeki ciro yolu ile eline geçiren yetkili ... Ticaret ... Ltd. Şti. tarafından keşideci hakkında yapılmaktadır.
Bu durumda, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından, adı geçen hamil, takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda da değildir.
Bu durumda, alacaklının kötü niyeti veya ağır kusuru ispatlanamadığından, aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/9283, K. 2017/748, 23 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama