KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2017/6173 E., 2018/1907 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2018
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
26.9.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen 18.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu'na eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
İhalenin feshi isteminin kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararına karşı borçlu ve alacaklı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 13.01.2017 tarih ve 2016/229 E. – 2017/66 K. sayılı kararı ile istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
Şikayetçi borçlu vekili, 07.03.2017 tarihli dilekçesi ile, davadan, istinaftan ve temyizden feragat ettiğini bildirmiş, bunun üzerine, yukarıda anılan Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararına karşı temyiz yoluna başvuran alacaklı vekili de 15.03.2017 tarihinde temyizden feragat ettiğine dair dilekçeyi Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’ne sunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince;
- 15.03.2017 tarihli ek kararda, alacaklı tarafın temyizden feragat ettiği belirtilerek temyiz başvurusunun reddine karar verildiği, 24.03.2017 tarihli ikinci ek kararda ise, alacaklı tarafın temyizden feragat etmesi nedeniyle mahkeme kararının kesinleştiği, bu nedenle davadan feragatin sonuç doğurmayacağı belirtilerek borçlu vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
Netice olarak, borçlu vekilinin davadan, istinaftan ve temyizden feragati, alacaklı vekilinin temyiz feragatinden önce olduğu için ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararından bahsedilemez.
Bu durumda, borçlu vekili, 07.03.2017 tarihli dilekçesi ile, davadan, istinaftan ve temyizden feragat ettiğini bildirdiğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, bu dilekçenin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/6173, K. 2018/1907, 26 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama