KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2018/12689 E., 2019/16283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2019
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki 3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi takip alacaklısının icra mahkemesine başvurusunda, satışı talep edilen taşınmazın 2 yılı aşan süre ile borçlu şirketin mülkiyetinde kaldığından bahisle KDV Kanununun 17/4-r maddesi gereğince KDV’den istisna edilmesi gerekirken %18 oranında KDV uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, satış memurluğu işleminin iptalini talep ettiği, mahkemece şirketin taşınmaz niteliğindeki kıymetlerin ticareti yapan kurum olmaması şartıyla iki yıldan fazla süredir şirket aktifinde kayıtlı bulunan taşınmazların KDV'den istisna olacağından şikayetin kabulüne karar verildiği,
... tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiği, karara karşı ... tarafından temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir; aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/6-18 Esas-2011/30 Karar sayılı, 19.6.1991 gün 323/391 sayılı, 10.9.1991 gün 281-415 sayılı, 25.9.1991 gün 355-440 sayılı, 05....2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı, 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/...-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Somut olayda, mahkemece verilen hükmün ilk bendinde; "Şikayetin kabulü ile ... 3. İcra Müdürlüğünün 2015/10399 esas sayılı dosyasındaki ...... tarihli red kararının iptaline” şeklinde hüküm kurulduğu, anılan ilamın hüküm kısmının bu haliyle, şüphe ve tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve infaz kabiliyetinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece HMK'nun 297/2. maddesine uygun hüküm kurulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/12689, K. 2019/16283, 11 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama