KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2018/5768 E., 2019/2762 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2019
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma
.....
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında 4-5 örnek ilâmlı icra takibi başlatıldığı, borçlunun, takibe dayanak ilam olan ..... Asliye Hukuk Mahkemesi kararının, Yargıtay 11. HD'nin 2014/10491 Esas - 2014/17978 Karar sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma kararı ile icra emrine dayanak ilamın ortadan kalmış olduğunu, bozulan ilama dayalı olarak müvekkili hakkında takip yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, yine ilâma aykırı olarak talepte bulunulduğunu ileri sürerek takibin ve icra emrinin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece "Davacının davasının kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir; aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/6-18 esas-2011/30 karar sayılı, 19.6.1991 gün 323/391 sayılı, 10.9.1991 gün 281-415 sayılı, 25.9.1991 gün 355-440 sayılı, 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı, 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Somut olayda, mahkemece verilen hükmün ilk bendinde sadece; "Davacının davasının kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu, anılan ilamın hüküm kısmının bu haliyle şüphe ve tereddüte yer vermeyecek biçimde açık ve infaz kabiliyetinin olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece HMK'nun 297/2. maddesine uygun hüküm kurulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
....
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/5768, K. 2019/2762, 25 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama