KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2018/8646 E., 2019/11308 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2019
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu şirketin, usulsüz tebliğ şikayeti ile icra mahkemesine başvurduğu, Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi’nin 02.3.2017 tarih ve 2016/1084 E.-2017/154 K. sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 03.01.2018 tarih ve 2017/2523 E.-2018/11 K. sayılı kararı ile borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine hükmolunduğu görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır...." hükmü öngörülmüştür. Ticaret sicilinde kayıtlı adresin bilinen adres olarak kabul edilebilmesi için, tebliğ tarihinden önce borçlu şirket tarafından ticaret siciline, tebliğ merciine ya da alacaklıya adres değişikliğine dair bir bildiriminin yapılmamış olması gerekir.
Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında kira sözleşmesine dayalı olarak adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız takip başlatıldığı, takip konusu 10.02.2012 tarihli kira sözleşmesinin 11. maddesinde; tebligat adresinin gayrimenkulün bulunduğu adres olduğu, bu adrese yapılan tebligatın kiracıya yapılmış sayılacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin başlangıç kısmında kiralanan taşınmazın adresinin “...
Mevkii” olduğu, örnek 13 numaralı ödeme emrinin takip talebinde yazılı “... /...” adresine tebliğe çıkartıldığı, 10.8.2015’te borçlunun adresten ayrıldığı şerhiyle tebligatın iade edildiği, bu adresin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresi olduğunun anlaşılması üzerine, alacaklının talebi ile aynı adrese çıkartılan ödeme emrinin 13.02.2016 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, ticaret şirketlerinin bilinen adresi ticaret sicilde kayıtlı olan adresleri ise de; Bodrum 5. Noterliği’nin 08.9.2015 tarih ve 5829 yevmiye nolu imza sirkülerine göre; borçlu şirketin 10.12.2009 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, adresinin de “... /...” olduğu, ancak taraflarca imzalanan ve tarafların kabulünde olan takip konusu 10.02.2012 tarihli kira sözleşmesinde borçlunun tebligat adresinin sözleşme konusu taşınmazın adresi olduğunun kararlaştırıldığı
anlaşılmakla, bu suretle taraflarca Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi gereğince şikayete konu takip açısından borçlunun bilinen adresinin, sözleşmedeki adres olarak belirlendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda, öncelikle tarafların serbest iradeleriyle kararlaştırdığı sözleşmede yazılı tebligat adresine ödeme emri tebliğe çıkartılmaksızın, doğrudan ticaret sicil adresine çıkartılan ve bila tebliğ iade üzerine Tebligat Kanununun 35. maddesi gereğince yapılan tebliğ işlemi usulsüzdür.
O halde, İlk Derece Mahkemesi’nce, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, şikayetçi borçlu yönünden ödeme emri tebliğ tarihinin, borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarihe göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddedilmesi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/8646, K. 2019/11308, 27 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama