KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2020/2554 E., 2020/3909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlu vekilinin, sair fesih iddiaları ile birlikte vekil varken asile yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 14/05/2018 tarihli taşınmaz ihalesinin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesi kararı ile satış ilanı tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddi ile % 10 para cezasına hükmedildiği, borçlu vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu vekiline satış ilanı tebliğ edilmediği gerekçesi ile borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b-3. bendi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur.
Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatı yok hükmünde olup sonuç doğurmaz. Şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir.
Somut olayda, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2015/5405 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; satış ilanı tebligatının borçlu vekili olan Av. Kadir Küçükay'a 11.04.2017 günü bizzat tebliğ edildiği, öğrenme tarihi ile satışın yapıldığı 22.05.2017 tarihleri arasında geçen sürenin makul süre olduğu, şikayet dilekçesinde borçlu vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu ya da imzanın sahteliği yönünde bir iddianın da bulunulmadığı görülmüştür.
O halde mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/2554, K. 2020/3909, 5 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama