KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2020/351 E., 2020/1307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekilinin sair fesih nedenleri yanında, müvekkiline yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsuz olduğunu da ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini istediği; ilk derece mahkemesince borçlu şirketin tasfiye memuruna yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve bu hususun tek başına fesih sebebi olduğu gerekçesiyle ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, borçlu vekili bulunmadığından lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi ise başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda borçlu şirketin, 01/12/2017 tarihinde tasfiye haline girdiği ve borçlu şirkete, diğer borçlu ...'nun tasfiye memuru olarak atandığı görülmüştür.
Borçlu şirket adına tasfiye memuru sıfatı ile diğer borçlu ...'ya 17.08.2018 tarihinde yapılan satış ilanı tebliği usulsüz olup mahkeme kararı bu yönüyle yerinde ise de; dosyada mevcut tasfiye memuru ...'ya 2 kez gönderilen satış ilanının, 01.09.2018 tarihinde, "muhatap o anda işte olması sebebiyle muhatap yerine muhatap ile birlikte aynı konutta ve sürekli oturduğunu beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş (teb. k. m. 22)ve ehliyeti olan...'' şerhiyle yapıldığı, eşi eşi... tarafından imzlandığı, tebligat zarfında ayrıca “...
Ahşap ve Plastik Doğ. Ltd. Şti. tasfiye memuru” sıfatı da yazılarak gönderildiği, anılan tebligatın bu haliyle yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Tebligat Kanunu 16. maddesine göre, usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır.
O halde; borçlunun satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğuna dair iddiasının yerinde olmadığı, başkaca ihalenin feshi nedenleri de bulunmadığından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/351, K. 2020/1307, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama