KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2020/7011 E., 2021/2572 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2021
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28/02/2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01/01/2020 tarihinden itibaren de yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası'na çıkarılmıştır.
Somut olayda, mahkemece borçlunun talebinin 248,63 TL faiz yönünden kabul edildiği, alacaklının şikayetin kabul edilen kısmı yönünden temyiz başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
5311 sayılı Kanunla değişik İİK.nin 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nin 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2- Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda, örnek 4-5 takipte talep edilen faiz oranlarının yüksek olduğunu beyanla fazla talep edilen miktar yönünden takibin durdurulmasına ve yargılama sonunda iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda icra emrinin düzeltilmesine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, hükmün borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi hüküm altına alınmıştı
Somut olayda, takibe dayanak ... 36. İş Mahkemesi'nin 29/03/2017 tarih ve 2016/1004 Esas 2017/137 Karar sayılı ilamının Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2018 tarihli 2018/10168-24468 sayılı ilamı ile "uyuşmazlık konusunda uzman yeni bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi " gerekçesi ile bozulduğu görülmüştür. Bu durumda, dayanak ilam bozulmakla, hüküm ortadan kalktığından bozma ile ortadan kalkan ilama ilişkin hesaplama yapılması usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
O halde, şikayetin konusunu teşkil eden dayanak ilam şikayet tarihinden sonra bozularak ortadan kalktığına göre; mahkemece şikayetin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek 6100 sayılı HMK'nun 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir edilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
HK/GNU
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/7011, K. 2021/2572, 8 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama