KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2020/7585 E., 2021/3105 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2021
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, imzaya itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince, imzaya itirazın kabulüne karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor ile Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporların birbirini teyit eder nitelikte olduğu, her iki raporda da imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği ve bu gibi durumlarda imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davalı-alacaklının istinaf talebinin esastan reddine dair hüküm kurulduğu görülmektedir.
Somut olayda; takip konusu bonodaki imza üzerinde grafolog bilirkişi tarafından yapılan inceleme üzerine düzenlenen 21.07.2017 tarihli raporda; senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
Anılan rapora karşı borçlunun itirazı üzerine mahkemece yeniden imza incelemesi yaptırılmak üzere dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na sevk edilmekle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.07.2018 tarihli raporda ise; inceleme konusu senetlerde atılı imzaların davacı borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtilmesi üzerine mahkemece bu kez her iki rapor arasında çelişki bulunması ve bu çelişkinin giderilmesi bakımından dosyanın Ankara Jandarma Kriminal Komutanlığı'na tevdi edilerek anılan Kuruma bağlı 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor düzenlenmesinin istenildiği,
buradan alınan 10.07.2019 tarihli raporda yine kesin kanaat bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece imzaların aidiyetinin belirlenememesi sebebiyle kesin kanaat bildirilemeyen raporların borçlu lehine yorumlanması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de, dosyada mevcut 21.07.2017 tarihli Grafolog Bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli ürünü olduğu yönünde kesin kanaat bildirildiği, bahsi geçen raporun uzman bilirkişi tarafından gerekli cihazlar kullanılmak suretiyle usulüne uygun inceleme sonucunda hazırlandığı ve keşide tarihinden evvel atılı mukayeseye esas belgeler ile istiktab tutanağı üzerinden değerlendirme yapıldığı, dolayısıyla usul ve yasaya uygun olup kesin kanaat içeren ilk raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmektedir.
O halde davanın reddi gerekirken borçlu lehine değerlendirme yapılmak suretiyle takibin durdurulmasına karar verilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/7585, K. 2021/3105, 17 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama