KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2021/10497 E., 2022/3170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2022
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oybirliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurusunda; takibe dayanak ilamın dosyaya yapılan ödemeler sonucu infaz edildiğini, ilamın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması üzerine, yeniden verilen kararda hükmedilen tazminat miktarı azaltılmasına rağmen 130.812,28 TL bakiye dosya borcu hesaplandığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince;
hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dosyaya 20.470,44 TL fazla ödeme yapıldığı gerekçesi ile istemin kısmen kabulü ile takip dosyasındaki 18.01.2021 tarihli borç muhtırasının iptaline, takibin iptali talebinin ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100 maddesinde kısmi ödemelerin öncelikle faizden ve masraftan mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Başka bir anlatımla kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edileceği kuralı bulunmaktadır.
Somut olayda, takibe dayanak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1402 E. 2017/365 K. sayılı ilamında diğer alacakların yanında 124.310,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline hükmedildiği, borçlunun takip dosyasına 24.05.2017 tarihinde 149.308,18 TL. 25.05.2017 tarihinde 49.530,00 TL.
23.08.2017 tarihinde 3.370,00 TL ve 19.10.2017 tarihinde 126.000,00 TL olmak üzere toplam 328.208,18 TL ödeme yaptığı, dayanak ilamın istinaf incelemesi neticesinde kaldırıldığı ve bu kez diğer alacakların yanında 124.310,00 TL maddi tazminatın (davalılar ... ve ...'nın 118.360,09 TL ile sorumlu olmak üzere) davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 22.10.2007 tarihinden ... itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, bu ilama ilişkin olarak aynı dosyadan 14.01.2021 tarihinde yeniden icra emri düzenlendiği ve 20.01.2021 tarihinde borçluya tebliğ edildiği,
15.01.2021 tarihli dosya hesabı ile de 130.812,28 TL bakiye borç hesaplandığı görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; icra emrinin düzenlendiği tarih itibariyle dosya borcu hesaplandıktan sonra hak ve nesafet ilkesi gereği dosyaya yapılmış ödemelerin bu tarihe kadar işlemiş faizi ile birlikte bu miktardan mahsup edilmesi işlemi TBK'nun 100. maddesindeki ilke ve usullere uygun olmayıp, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Buna göre, şikayete konu icra emrine dayanak teşkil eden ilamdaki alacak miktarı ve faiz türüne göre dosya alacağının TBK'nun 100. maddesi gereğince yapılmış olan kısmi ödemeler dikkate alınarak yeniden belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/10497, K. 2022/3170, 14 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama