KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2021/11400 E., 2022/3680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2022
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair hususlarla birlikte imzaya itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince,imzaya itirazın reddine karar verildiği,
borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapor ile 3 kişilik Uzman Bilirkişi heyetinden alınan rapor arasında çelişki olduğundan bahisle, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğinden bahisle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda da imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtilmesi üzerine mahkemece davanın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği,
ilk derece mahkemesi kararına karşı alacaklı yanca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin’ce alacaklının istinaf talebinin esastan reddine dair hüküm kurulduğu görülmektedir.
Somut olayda.
Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme üzerine düzenlenen 02.03.2018 tarihli raporda; senetteki imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik metaryal ve yazı unsuru içermeyen ,tersimi basit,taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin tespit edilemediğinin bildirildiği, alacaklı tarafından yeni bir rapor alınmasının talep edilmesi üzerine mahkemece üç kişilik heyetten rapor aldırıldığı ve alınan raporda imzaların borçlunun eli ürünü olduğu kanaatine varıldığının belirtilmesi üzerine mahkemece davanın reddine karar verildiği,
borçlu tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin’ce raporlar arasında çelişki oluştuğundan bahisle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Daire Başkanlığından rapor alınması için dosyanın geri gönderilmesine karar verilmesi üzerine mahkemece yeniden imza incelemesi yaptırılmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na sevk edildiği ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.10.2020 tarihli raporda ise;
inceleme konusu senetlerde atılı imzaların borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtilmesi üzerine mahkemece bu kez davanın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar mahkemece imzaların aidiyetinin belirlenememesi sebebiyle kesin kanaat bildirilemeyen raporların borçlu lehine yorumlanması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de, dosyada mevcut 22.05.2018 tarihli üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda imzanın borçlunun eli ürünü olduğu yönünde kesin kanaat bildirildiği, bahsi geçen raporun uzman bilirkişiler tarafından gerekli cihazlar kullanılmak suretiyle usulüne uygun inceleme sonucunda hazırlandığı ve keşide tarihinden evvel atılı mukayeseye esas belgelerle birlikte istiktab tutanağı da gözetilerek değerlendirme yapıldığı,
dolayısıyla usul ve yasaya uygun olup kesin kanaat içeren bahsi geçen raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle yeni bir rapor alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmesi sonucunda alınan üçüncü raporun gereksiz olduğu anlaşılmaktadır.
O halde imzanın borçluya ait olduğuna dair kesin kanaat bildiren rapor doğrultusunda itirazın reddi gerekirken, takibin durdurulmasına karar verilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/11400, K. 2022/3680, 22 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama