İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /12. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 12. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/12212 K.2022/13247

Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanık ...'un, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/250 esas, 2016/2 sayılı…

Esas2022/12212Karar2022/13247Tarih13 Aralık 2022Okuma11 dk · 2.217 kelime

KÜNYE

12. Hukuk Dairesi 2022/12212 E., 2022/13247 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Aralık 2022
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.217 kelime·11 dk okuma

Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanık ...'un, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/250 esas, 2016/2 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından ceza zamanaşımı dolduğundan bahisle cezanın yerine getirilmemesi talebinin reddine ilişkin Ankara 2. İnfaz Hakimliğinin 21/01/2021 tarihli ve 2021/605 esas, 2021/679 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne,

cezanın 2004 sayılı Kanun'un 354/2. maddesi uyarınca yerine getirilmemesine dair Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli ve 2021/143 değişik iş sayılı kararı aleyhine ... Bakanlığı'nın 08/08/2022 gün ve 94660652-105-06-10084-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/11/2022 gün ve KYB-2022/113697 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

1) Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/250 esas, 2016/2 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/12/2020 tarihli 2020/8057 esas ve 2020/11132 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 44. maddesi; "Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilânlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mûtad ve münasip vasıtalarla ilân olunur" diyerek ilan etme ve ilan masraflarını da; ödeme yükümlülüğünü yüklediği,

Yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise anılan Kanun'un 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;

1-Anılan Kanun'un 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,

2-Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,

3-Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,

4-Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesi ile diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi ...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı ve eylemden dolayı o müştekinin zarar görmüş olmasının gerektiğinin belirtildiği,

Anılan Kanun'un 337/a maddesi ile yaptırıma bağlanan eylem, tacirin ticareti terk etmesi değil, 44. maddesine göre terk keyfiyetini 15 günlük süre içinde kayıtlı bulunduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmaması olup, hâl böyle olunca, ticaret şirketlerinin ticareti terk edip edemeyecekleri ve buna bağlı olarak anılan Kanun'un 44.maddesi gereğince mal beyanı vermelerinin zorunlu olup olmayacağının irdelenmesi gerektiği,

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 124. maddesinin birinci fıkrasında ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğunu, ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketlerin şahıs; anonim, limited ve sermayesi

paylara bölünmüş komandit şirketlerin sermaye şirketi sayıldığının belirtildiği, anılan Kanun'un limited şirketlerde tasfiyeyi düzenleyen 643. maddesindeki; "Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır" şeklindeki hükmü gereğince limited şirketlerin tasfiye usulünün incelenmesinde; 6102 sayılı Kanun'un Anonim Şirketlerde Sona Erme ve Tasfiyeyi düzenleyen 10. Bölümünde "Sona Erme Sebepleri" başlığı altında “Genel Sona Erme Sebepleri” ve “Özel Sona Erme Sebepleri” olmak üzere iki başlık altında sona erme sebeplerinin açıklandığı,

Anılan Kanun hükümlerine göre tasfiye sürecini kısaca özetlemek gerekirse, tasfiye memurları infisah hâlindeki şirketin tüm aktif ve pasifinde bulunan mallarını ortaya çıkaracağı, buna ilişkin olarak hazırladığı bilânçoyu onaylattıktan sonra varsa şirketin alacaklarını tahsil edeceği;

aktifinde mevcut malları satıp paraya çevireceği, sonra alacaklılara şirketin borcunu ödeyeceği, artan bir para varsa mukaveledeki pay durumuna göre ortaklara ödeyeceği, buna ilişkin bilânço örneği ile birlikte terkin (silinme) işlemini yaptırmak üzere ticaret sicil memuruna bir dilekçe ile başvurarak terkin işlemini gerçekleştireceği, tasfiye sırasında şirketin aktifindeki bütün mallar satılıp paraya çevrildiği,

bununla ortaklığın borçlarının ödendiği ve varsa artan paranın payları oranında ortaklarına dağıtıldığı bilânçoda gösterildiğine ve ortada mevcut bir mal varlığı da bulunmadığına göre, mal beyanında bulunmasını gerektirecek bir durum da bulunmayacağı;

6102 sayılı Kanun'un “Genel Sona Erme Sebepleri” ni düzenleyen 529. maddesinde;

(1) Anonim şirket; a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle, b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle, c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle, d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla, e) İflasına karar verilmesiyle, f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer. şeklinde, genel sona erme sebepleri sayılmış olup,

Anılan Kanun'un “Özel Sona Erme Sebepleri”ni düzenleyen 530. maddesinde; Organların Eksikliği ve Haklı nedenle fesih şeklinde, özel sona erme sebeplerinin sayıldığı, anılan Kanun'un 533. maddesinin 1. fırkasında; “Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır. Sona erme ile tasfiye süreci başlamaktadır." şeklinde, Kanundaki istisnalar saklı olmakla birlikte, sona eren şirketin sona erme ile tasfiye sürecinin başladığı açıkça ifade edildiği,

Anılan Kanun'un “Tasfiye ve Sona Erme” üst başlığı altında düzenlenen “Sonuçlar” başlıklı 533. maddesinde; "(1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer. Kanundaki istisnalar saklıdır. (2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır.

Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır." şeklindeki düzenleme ile tasfiye halindeki şirketin pay sahipleriyle olan ilişkileri de dahil, tasfiye sonuna kadar şirketin tüzel kişiliğini koruduğu ve unvanına “tasfiye halinde" ibaresi ekleneceği, organların yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olacağı açıkça ifade edildiği, anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; tasfiye sırasında tüzel kişiliğin devam edeceği ortaklık amacının kendiliğinden tasfiye amacına dönüşeceği, ortaklığın bu amaçtan dolayı kural olarak yeni işlem ve faaliyetlere girişemeyeceği;

Tasfiye ilkelerini bünyesinde barındıran bir diğer madde olan 6102 sayılı Kanun'un “Şirket Organlarının Durumu” başlıklı 535. maddesinde;

"(1) Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere

özgülenir.

(2) Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafindan toplantıya çağrılır." şeklindeki düzenleme ile şirketin tasfiye haline girmesi ile organların görev ve yetkilerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlere özgüleneceği, tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere Genel Kurulun tasfiye memurları tarafından toplantıya çağırılacağı açıkça ifade edildiği, anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; tasfiye sırasında organların varlıklarını sürdürmeye devam edeceği, ancak organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için sınırlı olmakla birlikte tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlı hale geleceği,

Bununla birlikte, 15/7/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun’un 69. maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 545. maddesine “Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmünü içeren ikinci fıkranın eklendiği,

Maddeden anlaşılacağı üzere ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu'nun 44. maddesi uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü kalmadığından, mal beyanında bulunmadığından bahisle anılan Kanun’un 337/a maddesi ile cezalandırılmasının mümkün olamayacağı,

Nitekim madde gerekçesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 44. maddesinde; ticareti terk eden bir tacirin onbeş gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecbur olduğu, bu durumun ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde ilan olunacağı kuralına yer verildiği,

İcra ve İflas Kanununun 44. maddesinde belirtilen ticareti terk eden tacirin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösterecek nitelikteki mal beyannamesi ticaret sicili müdürlüklerince yalnızca ticareti terk eden hakiki şahıslardan alınmakta olup, sermaye şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerden böyle bir beyanname alınmayacağı, nitekim 6102 sayılı Kanun'un 540. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasfiye memurları şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelemekte,

gerekirse şirket mallarına değer biçmek adına uzmanlara başvurarak şirket mal varlığına ilişkin durumu gösteren bir envanter ile bilanço düzenlemekte ve genel kurulun onayına sunmakta, yine 541. madde uyarınca alacaklılara gerekli çağrılarda bulunacağı,

Diğer taraftan, sermaye şirketleri bakımından ticaretin terk edilmesinden ne anlaşılması gerektiğinin açık olmadığı, Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesi olduğu, ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanının verilmesi fiilen mümkün olmadığı, nitekim tasfiye sürecinde şirketin aktifleri ile pasifleri tasfiye edilmekte, şirket alacakları tahsil edilmekte ve borçlarının ödendiği,

ayrıca, ticaret sicili kaydı silinen bir şirketin varlığından artık bahsedilemeyeceğinden ve buna bağlı olarak şirketin işlem tesis etme ehliyeti kalmayacağından, silinme sonrasında mal beyanında bulunması da fiilen mümkün olmadığı, ticareti terk ile kastedilenin silinme tarihinden daha önce gerçekleşen bir durum olduğunu kabul ettiğimiz takdirde de; tasfiye memurlarınca tasfiye başlangıcında ilk envanter ile bilanço çıkarılacağından, bir kez de mal beyanında bulunulması,

aynı işlemin birden çok yapılması anlamına geleceği, bunun zaman ve emek kaybını doğuracağı, nitekim tasfiye memurlarının yapılan işlemler bakımından hukuki ve cezai sorumluluklarının da bulunduğu,

Buna paralel olarak Ticaret Sicili Yönetmeliğinin Üçüncü Kısım’da Ticari İşletmelerin Tescili başlığı altında Birinci Bölüm’de “Gerçek Kişilere Ait Ticari İşletmeler incelenmiş ve bu

bölümün “Kaydın silinmesi” başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasında, “Gerçek kişiye ait ticari işletmenin, faaliyetine son verilmesi ya da başka bir gerçek veya tüzel kişiye devredilmesi halinde onbeş gün içerisinde ticaret unvanının silinmesi için ticari işletmenin sahibi tarafından müdürlüğe başvurulur.”, dördüncü fıkrasında ise,“Ticareti terk eden tacir 2004 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre terk dilekçesi ile birlikte mal beyanını da müdürlüğe vermek zorundadır.” düzenlemesi ile de sadece gerçek kişi tacirlere ticari faaliyetine son vermeleri hâlinde mal beyanında bulunma yükümlülüğü verildiği,

12/12/2019 tarihli ve 30976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/2019 tarihli ve 1819 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği bölümüne eklenen Ticaret Sicili Yönetmeliğinin dördüncü kısım birinci bölümde Ticaret Şirketlerinin Tescilini düzenleyen 64. madde ile vd. maddeleri şu şekilde olduğu;

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin " Sona erme ve tasfiye" başlıklı 66. maddesinde;

(1)Şirketin sona ermesine ilişkin tescil başvurusunda aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir. a) Sona erme ortaklar kurulu kararına dayanıyorsa bu kararın noter onaylı örneği. b) Sona erme başka bir sebepten ileri geliyorsa, bunu kanıtlayan belgenin onaylı örneği. c) Tasfiye memurlarının noter huzurunda düzenlenmiş, "Tasfiye halinde" ibaresi eklenmiş ve ticaret unvanı altına atılmış imza beyannamesi. ç) Tasfiye memurlarının ortaklar dışından seçilmesi halinde görevi kabul ettiğine ilişkin imzalı belge. d) Şirket sözleşmesinde alacaklıların davetine ilişkin hüküm bulunması halinde buna uygun olarak yapılan tasfiye memurlarınca hazırlanmış,

alacaklıların davetinin yapıldığına ilişkin belge. (2) Tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silmede aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir: a) Tasfiye memurlarınca son bilançonun ortaklara tebliğ edildiğine ilişkin belge. b) Ortakların son bilançonun onayına ilişkin kararı veya mahkemeye itirazda bulunmayacaklarına dair yazılı beyanı. c) Son bilanço.

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin "Tescil" başlıklı 67. maddesinde; (1) Sona eren şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir: a) Şirketin sona erdiği ve tasfiyeye girdiği. b) Ticaret unvanına Tasfiye halinde" ibaresinin eklendiği. c) Sona ermenin sebebi ile bunu kanıtlayan belge veya kararın tarih ve sayısı. ç) Tasfiye memurlarının adı ve soyadı, yerleşim yeri ve kimlk numarası. d)Tasfiye işlemlerinin şirket merkezi dışında başka bir adreste yürütülmesi (2) Tasfiyesi tamamlanan şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir: a) Tasfiyenin tamamlandığı. b) Ticaret unvanının silindiği.

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin Sona Erme, Tasfiye, Tasfiyeden Dönme ve Ek Tasfiye Uygulanacak hükümler başlıklı 104.maddesindeki. "Anonim şirketlerin sona ermelerine, tasfiyelerine, ek tasfiyelerine ve tasfiyeden dönmelerine ilişkin 86 ila 89 uncu madde hükümleri limited şirketlere de uygulanır." şeklindeki düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sermaye şirketlerinin 2004 sayılı Kanun'un 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı,

madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesi anlamına gelmekte olup, kaydın silinmesinden önce tasfiye sürecinin başlaması gerekmekte, bu kapsamda şirketin aktif ve pasifleri belirlenmekte, varsa mal varlığının değeri saptanmakta, aktif mal varlığı satılarak borçları ödenmekte, kalan bir para olduğu takdirde hissesi oranında ortaklarına dağıtılmakta, buna ilişkin hazırlanan bilanço ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne başvurularak şirketin kayıtlardan silinmesinin (terkininin) sağlandığı,

ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesi fiilen mümkün olamayacağından, mal beyanında bulunmadığından bahisle mahkûmiyetine karar verilmesinin Kanuna aykırı olacacağı, açıklanan nedenlerle, 2004 sayılı Kanun'un 44. maddesindeki mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret

şirketlerini kapsamadığı ve bu durumda atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 2) Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli ve 2021/143 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

2004 sayılı Kanun'un 354/2. maddesinde yer alan "İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, tazyik hapsine ilişkin olmayan, 2004 sayılı Kanun'un 337/a maddesinde yer alan, "44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine,

üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü uyarınca verilen 3 ay hapis cezasının tazyik ya da disiplin hapsine ilişkin olmayıp anılan Kanun'un 354/2. maddesi kapsamında yer almadığı, ceza zamanaşımına ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinin uygulanması gerektiği, böylece 5237 sayılı Kanun'un 68/1-e maddesinde yer alan, "Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: ... e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.

" şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında verilen hapis cezasının ceza zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, kararın 12/04/2016 tarihinde kesinleştiği, ceza zamanaşımı süresinin 12/04/2026 tarihinde dolacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

SONUÇ / HÜKÜM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara 12. İcra Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/250 esas, 2016/2 sayılı kararı ile Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli ve 2021/143 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12212, K. 2022/13247, 13 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12212
Karar No
2022/13247
Tarih
13 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/12212 K.2022/18895
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/12213 K.2022/17031
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/12214 K.2022/13287
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/12215 K.2022/13001
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/12216 K.2022/17019
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/12217 K.2022/16229

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.