KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2022/13440 E., 2023/5473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.295 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki borca itiraz ve şikayet nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, takip durduğundan davalı alacaklının tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak üzerinden hesaplanacak tazminatın muteriz borçludan alınarak davalı alacaklıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararın muteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalı alacaklının tazminat talebinin reddine, muteriz borçlunun sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı muteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu keşideci itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, takibe konu senetlerin lehtar ve ciranta konumundaki diğer borçlularla aralarındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tüketici senetleri olduğunu, sözleşme yerine getirilmemesine rağmen iade edilmeyerek davalı alacaklıya ciro edildiğini, tüketici senetlerinin ciro edilmesinin mümkün olmadığını, diğer borçlular aleyhine açtıkları ... ...
3.Tüketici Mahkemesi'nin 2018/348 Esas sayılı dosyasında mahkemece takibe dayanak senetler hakkında takip yapılamaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davalı alacaklının hem ilgili bankaya bildirimde bulunulduğundan hem de senedi teslim aldığı cirantalarla ekonomik ve ticari işler yürüttüğünden söz konusu tedbirden haberdar olduğunu, davalı alacaklıya ve diğer borçlulara herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle borca, faiz ve ferilerine itiraz ettiklerini, hakkında tedbir kararı bulunan senetlerin takibe konu edilemeyeceğini,
tedbir kararına aykırı şekilde malvarlığına konulan hacizlerin de usulsüz olduğunu ileri sürerek takibin iptali ile hacizlerin kaldırılması ve davalı alacaklı aleyhine tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; ... ...
3. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/348 Esas sayılı dosyasında taraf sıfatının bulunmadığını, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının yalnızca davanın tarafları arasında geçerli olduğunu, bu nedenle kendisi yönünden senetlerin takibe konulması hususunda hiçbir hukuki engel bulunmadığını, şikayetçi borçlunun borcun ödendiği iddiasının veya imzaya itirazının bulunmadığını, şikayetçi borçlu ile dava dışı diğer borçlular arasındaki sözleşmeye ilişkin olarak açılan davaların ihtiyati haciz kararı ve icra takibi bakımından hiçbir değer taşımadığını,
6102 sayılı TTK'nın 687. maddesi hükmü gereğince de diğer borçlulara karşı tüketici mahkemesinde görülen dava kapsamında ileri sürülen defilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, senetlerin satın alınan inşaat malzemeleri karşılığında ciranta tarafından kendisine verildiğini, senetlerin meşru hamil olduğunu, borçlular arasındaki sözleşmenin Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi olduğunu, anılan sözleşmenin tarafı olmadığından doğrudan tüketici olduğunun kabulünün de hukuken mümkün olmadığını savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından bono ve ihtiyati haciz kararına dayalı olarak borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığı, şikaytetçi borçlunun ... ... 3. Tüketici Mahkemesinin 2018/348 E. sayılı dosyasında 19.04.2018 tarihli, “davalıya ödemenin durdurulmaması halinde davacının hakkını elde etmesi güçleşebileceğinden .... 3 adet toplam ...
Bedelli senetlerin icra takibine konu edilmemesi, davalı tarafından tahsil edilmemesi, devir ve ciro edilmemesi ... ihtiyati tedbir konulmasına ....” yönelik ihtiyati tedbir ara kararı verildiği, takibin tedbir ara kararından sonra 19.12.2019 tarihinde başlatıldığı, davalı alacaklının bu davada taraf olmadığı, verilen tedbir kararının davalının takip hakkını kısıtlar nitelikte olmadığı gibi davalı alacaklının taraf olmadığı davada verilen tedbir kararının alacaklıyı bağlamayacağı, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu ve takibe konu bono üzerindeki bilgilerden tüketici senedi olduğunun anlaşılamadığı,
bu hali ile senedin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında verildiğinin dar yetkili icra mahkemesince tespitinin mümkün olmadığı, davalı alacaklının da bu yönde bir kabulünün bulunmadığı, bu durumda şikayetçi borçlunun itiraz dilekçesi, davalı alacaklının cevap dilekçesi kapsamı ve senetlerin üzerinde tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiği yönünde hiçbir ibare olmaması dikkate alınarak takip dayanağı senetlerin tüketici kanunundan kaynaklanan taksitli satış sözleşmesi kapsamında verildiğinin sabit olmadığı, dayanak senetlerin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı,
senette 3. ciranta olan davalı alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu, şikayetçi borçlunun diğer borca itirazlarına ilişkin borcu olmadığını ispat eder, İİK’nın 169/a maddesi kapsamında belge sunmadığı, diğer iddialarının genel mahkemelerce değerlendirilebileceği gerekçesi ile davanın reddi ile, takip durduğundan davalı alacaklının tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak olan 110.900 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak tazminatın muteriz borçludan alınarak davalı alacaklıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Muteriz borçlu istinaf dilekçesinde; takibe konu senetlerin lehtar ve ciranta konumundaki diğer borçlularla aralarındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tüketici senetleri olduğunu, sözleşme yerine getirilmemesine rağmen iade edilmeyerek davalı alacaklıya ciro edildiğini, tüketici senetlerinin ciro edilmesinin mümkün olmadığını, nama yazılı düzenlenmesi gerekirken emre düzenlenmesinin ve takibe konulmasının da usulsüz olduğunu, Tüketici Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen kötü niyetli olarak takip başlatıldığını, davalı alacaklının diğer borçlularla organik bağ içerisinde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde kararın tazminat bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklısının taraf olmadığı, davalı sıfatı bulunmadığı bir davada verilen ihtiyati tedbir ve iptal kararlarının davalı alacaklı yönünden bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği, takibe dayanak senetlerde emre muharrer ibaresinin bulunduğu, senetlerin bononun unsurlarını taşıdığı, bononun kanunen emre yazılı senetlerden olduğu, senetlerin üzerinde tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiği yönünde şerh bulunmadığı, senet metninden takibe dayanak senetlerin tüketici senedi olduğunun anlaşılamadığı, nama yazılı da düzenlenmediği,
davalı alacaklının senetlerin tüketici ilişkisinden kaynaklandığı yolunda kabul beyanının da bulunmadığı, senetlerin kambiyo senedi vasfını haiz olduğu, şikayetçi borçlunun senedin düzenlenmesine ilişkin temel ilişkiye dayanarak senedin geçersizliğini ancak genel mahkemelerde ileri sürebileceği, takibe konu senetlere dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, şikayetçi borçlunun borca itirazını İİK'nın 169/a maddesi uyarınca kanıtlanamadığı, bu nedenle mahkemece şikayetin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
ancak, yargılama sırasında ilk derece mahkemesince takibin durdurulması yönünde verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı, tüketici mahkemesi kararına göre icra müdürlüğünce takibin durdurulmasının işbu davada verilen durdurma kararı niteliğinde olmadığından tazminat verilmesinde dikkate alınamayacağı, İİK'nın 169/a-6. maddesi uyarınca borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi için takibin icra mahkemesince durdurulmasının ön koşul olduğu, bu nedenle takip durmadığından ilk derece mahkemesince tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın reddine, davalı alacaklının tazminat talebinin reddine, muteriz borçlunun sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Muteriz borçlu temyiz dilekçesinde; takibe konu senetlerin lehtar ve ciranta konumundaki diğer borçlularla aralarındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tüketici senetleri olduğunu, sözleşme yerine getirilmemesine rağmen iade edilmeyerek davalı alacaklıya ciro edildiğini, tüketici senetlerinin ciro edilmesinin mümkün olmadığını, nama yazılı düzenlenmesi gerekirken emre düzenlenmesi nedeniyle kendileri yönünden geçersiz sayılması gerektiğini, Tüketici Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen kötü niyetli olarak takip başlatıldığını, davalı alacaklının diğer borçlularla organik bağ içerisinde olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte şikayet ve borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16, 169 ve 169/a maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup muteriz borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/13440, K. 2023/5473, 28 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama