KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2023/3924 E., 2024/1291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.943 kelime·10 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlulardan ... ... Ltd. Şti. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, borçlular ... .. Ltd. Şti. ile ...'ün şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, sair şikayet nedenlerinin yanı sıra ipoteğin ...'in borçları nedeniyle tesis edildiğini, bu nedenle ... ... Ltd. Şti. aleyhine takip başlatılamayacağını ileri sürerek icra emrinin ve takibin iptalini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince, ...'in ... ... Ltd.
Şti'nin borçlusu olduğu kredi sözleşmesinin kefili olduğu ve ipoteğin kefilin borcu için verildiği gerekçesi ile şikayetin kısmen kabul kısmen reddine; şikayetçi ... ... Ltd. Şti. yönünden takibin iptali talebinin reddine, 30.03.2021 tarihli icra emrinde taşınmazı ipotek yükü ile satın alan ...'ın borçlu olarak gösterilmediği, taşınmazı devreden ...'ün borçlu gösterildiği gerekçesi ile 30.03.2021 tarihli icra emrinin iptaline karar verildiği, borçlulardan ... ... Ltd.
Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nın 149. maddesinde; "....İcra müdürü, ..., borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" hükmünü düzenlemiştir. Bu hüküm gereği, icra takibinin, asıl borçlu (lehine ipotek verilen) aleyhine açılması asıldır. Ancak üçüncü kişinin taşınmazının paraya çevrilmesi söz konusu olduğu takdirde, o kişi hakkında da takip yapılması gerekir. Şu hale göre ipotek veren 3. kişi ile asıl borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığı vardır. Öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 887. maddesi hükmüne göre ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.
Kural olarak, kredi sözleşmesinin kefilleri hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamaz ise de; kefalet borcunun teminatını oluşturmak üzere kefilin bizzat kendi taşınmazını kredi borçlusu lehine ipotek verdiği durumlarda kefil hakkında da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması mümkündür. Bundan başka, kefilin kefalet borcunun teminatı olarak üçüncü kişi tarafından ipotek tesis edildiği hallerde de, lehine ipotek verilen kefilin tıpkı krediyi kullanan asıl borçlu gibi ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte borçlu gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeden kaynaklanan ve zorunlu takip arkadaşlığının gereği olan bir mecburiyettir.
Somut olayda, ipotekli taşınmazın maliki olan ..., kredi kullanan ... ... Ltd. Şti. ile banka arasındaki kredi sözleşmesine müteselsil kefil olmuş ve kefalet borcunun teminatı olarak banka lehine ipotek vermiştir. Bu durumda sadece ipotek veren üçüncü kişi konumunda olmayıp, aynı zamanda kefalet borçlusu olarak ipotek vermiştir.
İİK'nın 150/ı maddesinin başlığı "Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi kredileri ve gayrinakdi kredileri teminen alınan ipotekler" şeklinde olup, bu madde kapsamına kredi kullanan şirket lehine verilen ipotekler ile bu krediye kefil olanların kefaleti nedeniyle verdikleri ipoteklerin de gireceği şüphesizdir.
Bu durumda kefil, kefalet borcu için değil kefalet borcunu teminen verdiği ipotek nedeniyle asıl borçlulardan biri olarak takibin borçlu tarafında yer almaktadır. Takip öncesinde kendisine gönderilen hesap kat ihtarına karşı süresi içinde itiraz hakkı da bulunmaktadır. İpoteğin bölünmezliği ilkesi gereğince, krediyi kullandıran alacaklının kredi borçlusu için ayrı, ayrıca kefaleti nedeniyle ipotek veren kişi için aynı ipoteğe dayanarak ayrı bir takip yapması mümkün değildir.
Ayrıca kefil, asıl borç yanında kendi kefalet borcu için de ipotek vermiş ise İİK'nın 45. maddesindeki önce rehne başvurma kuralı da uygulama alanı bulur.
İpotek veren ...'in takip öncesi ipotekli taşınmazı ...'e; bu kişinin de ...'a sattığı, alacaklı tarafından ... ... Ltd. Şti. ile ipotekli taşınmaz maliki sıfatıyla ... hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığı, İİK'nın 149. maddesi gereğince aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunan ve asıl borçlu konumunda olan ...'e takibin yöneltilmediği, bu kişiye itiraz ve defilerini ileri sürme hakkı verilmediği anlaşılmaktadır.
Yasa hükmüne aykırılıktan doğan bu eksiklik İİK'nın 16/2. maddesi gereğince takibin her aşamasında ve süresiz olarak şikayet yoluyla ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınmalıdır. (Dairemizin benzer 1.12.2016 tarih ve 2016/21237 Esas 2016/24695 Karar; 18.06.2015 tarih ve 2015/12558 Esas ve 2015/16966 Karar; 26.06.2014 tarih ve 2014/15445 Esas 2014/18708 Karar sayılı kararları.)
Diğer taraftan, takip tarihi olan 17.03.2021 tarihinden önce taşınmazı 25.02.2021 tarihinde ipotek yükü ile satın alan ... yönünden alacaklının ek takip talebi üzerine buna uygun icra emri düzenlenmesi gerekirken, ek takip talebi düzenlenmeksizin alacaklının 30.06.2021 tarihli talebi üzerine doğrudan icra emri düzenlendiği görülmüştür.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, kredi sözleşmesinin borçlusu ... ... Ltd. Şti. yanında, kredi sözleşmesinin kefili ve kefalet borcu ipotekle teminat altına alındığından asıl borçlu konumuna gelen ... ile ipotekli taşınmazı takip tarihinden önce ipotek yükü ile satın alan ... hakkında usulüne uygun olarak yapılmış bir takip bulunmadığından İİK'nın 149. maddesine aykırılık teşkil eden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
14.02.2024
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/3924, K. 2024/1291, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama