KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2023/5745 E., 2024/2609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Hakikate muhalif beyanda bulunmak
- Hüküm
- Davanın Reddi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükümlere ilişkin incelemede;
Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası öngören, "Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde;
28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nın 286/2-d uyarınca; ilk defa bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı anlaşıldığından, yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-İİK 89/4 maddesi uyarınca talep edilen tazminat istemine yönelik olarak yapılan incelemede;
Somut olayda, üçüncü kişilerin şirketin haciz ihbarnamesine vekili aracılığıyla itiraz etmesi nedeniyle, tazminat isteminin haksız fiile dayanan bir tazminat olduğu ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun oluşmadığı ve ortada haksız fiil bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece tazminat isteminin reddine karar verildiği, bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde de, İlk Derece Mahkemesince verilen tazminatın reddi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, her ne kadar davaya konu haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de;
vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller. Ancak vekilin asil adına yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlayacağı ve bu nedenle eğer şartları var ise tazminata hükmedilmesini gerektirir.
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK'nın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
O halde, üçüncü kişiler ..., ..., ..., ... ve ...'in, asıl borçlu ... Tur Ticaret İnş. Taah. ve Sey. Ltd.
Şti.'ne, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borçlarının bulunup bulunmadığının tespiti için taraflara ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2021 yılına ait ticari defterlerle birlikte banka hesapları (Fatura, Çek, Hakediş, Teminat Mektubu, Avansla ödemeleri, Banka dekontları vb. evrakların) ile asıl borçlu ve 3. şahıslar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri de dikkate alınarak,
karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun davalı 3. şahıslardan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın hüküm tesisi isabetsiz olup,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/5745, K. 2024/2609, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama