KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2023/8659 E., 2024/4091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Şikayetçi
- ...
- Suç
- Hakikate muhalif beyanda bulunmak
- Hüküm
- Davanın reddi, Esastan Ret
Karar Metni
619 kelime·3 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükme ilişkin incelemede,
Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası öngören, "Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde;
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca; İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı cihetle, davacı/müşteki vekilince yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nun 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-İİK 89/4 maddesi uyarınca talep edilen tazminat istemine yönelik olarak kurulan hükme ve vekalet ücretine ilişkin davacı ile davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda, üçüncü kişi şirketin haciz ihbarnamesine vekili aracılığıyla itiraz etmesi nedeniyle, tazminat isteminin haksız fiile dayanan bir tazminat olduğu ve gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun oluşmadığı ve ortada haksız fiil bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece tazminat isteminin reddine karar verildiği, bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde de, ilk derece mahkemesince verilen tazminatın reddi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, her ne kadar davaya konu haciz
ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de; vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller. Ancak vekilin asil adına yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlayacağı ve bu nedenle eğer şartları var ise tazminata hükmedilmesini gerektirir.
İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK'nun 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
O halde, dosya kapsamında mevcut 08/02/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı 3. kişinin, dava dışı takip borçlusu şirkete haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle vadesi gelen borcunun olmadığı tespit edildiğinden, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunmaması nedeniyle tazminat isteminin reddi ile tazminat davasının esastan reddi karşılığında hükmedilecek vekalet ücretinin nispi olarak hükmedilmesi gerekirken,
haciz ihbarnamesine vekil aracılığıyla itiraz edilmesi nedeniyle tazminatın reddine ve maktu vekalet ücretine karar verilmesi isabetli değil ise de, tazminat talebinin farklı gerekçe ile reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan, sonuçta istem reddedilmiş olup, vekalet ücretine ilişkin olarak yapılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu doğru bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/8659, K. 2024/4091, 30 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama