KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2024/3002 E., 2024/4942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Davacı/3. kişi
- ...
- Davalılar/borçlular
- ..., ...
- Davalılar/ihale alıcıları
- ..., FPS İnşaat Ve Gayrimenkul Yatırım Limited Şirketi, Türkiye Halk Bankası A.Ş.
Karar Metni
762 kelime·4 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Üçüncü kişi tarafından ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin teminat yatırılmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ve esasa ilişkin hüküm kurulmadığından şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği görülmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre yapılan ihalenin feshine ilişkin hususlar bahsi geçen Kanunun 134. maddesinde düzenlenmiştir.
İhalenin feshi davaları daha önce başvuranın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken, 2004 sayılı İİK’nın 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı kanunun 27/4. maddesi ile ihalenin feshi talepli davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin" açması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi kılınmıştır.
Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır.
Ayrıca 7343 sayılı Kanunun 27/5. maddesi ile davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler" açması halinde teminat gösterme zorunluğu da getirilmiştir. İlgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır.
Somut olayda, ihalenin feshi talebinde bulunan şikayetçi, satış isteyen alacaklı ya da borçlu olmayıp, pey sürmek suretiyle de ihaleye iştirak etmemiştir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler çerçevesinde; şikayetçiden davayı açarken ihale bedeli üzerinden nispi harç alınması ve şikayetçinin ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat göstermesi gerekmektedir.
Harçlar, 492 sayılı Harçlar Kanunda düzenlenmiş olup, dava açılırken harç yatırılması şartı, HMK'nın 114. maddesinde belirtilen dava şartlarından değildir. Dava harçları özel kanun ile düzenlenmiştir.
Kanunun "Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi" başlıklı 30. maddesi " Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu (HMK 150. maddesi) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü içermektedir.
HMK'ya göre bir şartın tamamlatılması, Mahkeme tarafından ilgilisine usulüne uygun şekilde süre verilmesi halinde mümkündür. Verilecek süre yasal düzenlemeye uygun değil ise hukuki sonuç doğurmaz.
Somut olayda, mahkemece, 06/09/2023 tarihli tensip zaptının 11. bendinde nispi harç ile ilgili olarak bir sonraki duruşma gününe kadar yasaya uygun şekilde süre verildiği ve harcın yatırılmaması halinde “dosyanın işlemden kaldırılacağı ve devamında davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine” yönelik usulüne uygun ihtar yapıldığı ve verilen süre içerisinde harcın yatırılmadığı görülmüştür.
O halde, Mahkemece, nispi harcın yatırılmaması nedeniyle “dosyanın işlemden kaldırılmasına” karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, teminatın yatırılmadığından bahisle “şikayetin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine” hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/3002, K. 2024/4942, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama