KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2024/6651 E., 2024/8915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi borçlunun, sair sebepler yanında satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesi tarafından şikayetin reddine hükmedildiği, borçlu vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, karara karşı borçlu vekilinin temyiz yoluna başvurduğu görülmüştür.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre; hükmi şahıslara tebligat, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanun'un 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde de; tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde, tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği,
bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, borçlu şirkete çıkarılan satış ilan tebliğinin 18.02.2022 tarihinde “tüzelkişiliğin temsilcisi tebliğ anında adresinde bulunmaması çarşıda olması sebebi ile daimi işçisi ... Bayındır imzasına “şerhi ile tebliğ edildiği, yine borçlu şirkete 25.02.2022 tarihinde satış ilanı tebliğinin “muhatabın adresine gidildiği,tebliğ evrakı işyerinde daimi çalışan ... Bayındır imzasına”şerhi ile tebliğ edildiği, tebliği alan kişinin şirketin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş kişi olup olmadığı yukarıda anılan yönetmelik hükmünde ifade olunan şekilde araştırılmaksızın doğrudan daimi
çalışanına yapılan tebliğ işleminin usule aykırı olduğu açıktır.
Tüm dosya kapsamının tetkikinde, şikayetçi borçluya yukarıda bahsi geçen tebligatlar dışında tebliğ edilmiş başka bir satış ilanı tebliğine rastlanılmadığı, şikayet dilekçesinde her ne kadar başka tebliğlerden bahsedilmiş ise de “satış ilanının borçlulara usulüne uygun tebliğ edilmediği” ne ilişkin kullandığı genel ifadenin bahsi geçen satış ilanı tebligatının da usulsüzlüğünü iddia ettiği anlamına geleceği ve değerlendirme yapılması gerektiği ve yine tebliğ tarihinde şikayetçi borçlunun aktif edilmiş bir elektronik tebliğ adresinin bulunmadığı açıktır.
O halde, borçlu şirkete yapılan satış ilan tebliği usulsüz olup bu husus başlı başına ihalenin feshi sebebi olmakla, mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de yazılı gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/6651, K. 2024/8915, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama