KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2024/8097 E., 2025/1920 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.289 kelime·6 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, İİK’nın 89/1. maddesi gereği kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen şikayetçinin, takibe konu çekin takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına uğradığından bahisle icranın geri bırakılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetçi hakkında genel zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği ve on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun aynı gerekçe ile esastan reddine karar verildiği, karara karşı şikayetçi tarafından temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Takip borçlu Kar Ticaret Kolektif Şirketi aleyhinde başlatılmıştır. Kolektif şirket, bir ticari işletmeyi belli bir ticaret ünvanı altında işletmek amacı ile gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklarına karşı sınırlandırılmamış olan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketidir. Kolektif şirketin ticaret ünvanı, bütün ortakların veya hiç olmaz ise ortaklardan birinin adı soyadı ile şirketi ve türünü gösterecek ibareyi içermesi gerekir.
Takip talebinde takibin borçlu kısmında yazılı “... Ticaret Kolektif Şti. ... ve Ortakları” şeklindeki ibare yukarıda belirtilen kritere uygun olarak yazılmış bir kolektif şirket ticaret ünvanıdır. Kolektif şirket ticaret ünvanı içinde şirket ortağı olan ...’ın isminin yazılı olması bu kişiyi takip borçlusu haline getirmez.
Takip talebinde borçlu olarak ... Ticaret Kolektif Şirketi gösterilmiş olup şirkete ödeme emri gönderildiği icra takip dosyasından açıkça anlaşılmaktadır. Şikayetçi üçüncü kişi takip talebinde bizzat kendisinin borçlu gösterildiğini takip sonrası zamanaşımı gerçekleştiğini ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.
Şikayetçinin takip borçlusu olmayıp borçlu şirketin taşınmazında kiracı olarak bulunması nedeniyle üçüncü kişi sıfatı ile kendisine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiği anlaşılmakta olup, bu husus İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir.
Üçüncü kişinin kendisine gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz etmemiş olması takibe borçlu sıfatı ile eklenmesi için yeterli değildir. 89/2 haciz ihbarnamesi ve 89/3 haciz bildiriminin de üçüncü kişiye yapılması gereklidir. Somut olayda üçüncü kişiye sadece 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği anlaşıldığına göre takip borçlusu imiş gibi zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını isteme hakkına sahip değildir.
Şikayetçi üçüncü kişi ancak 89/1 haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edebilir ve ayrıca haciz ihbarnamesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek haciz ihbarnamesinin iptalini isteyebilir. Bu nedenle şikayetçi isteminin şikayet hakkı yokluğu nedeniyle usul yönünden reddi gerekirken işin esası incelenerek reddi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
Şikayetçi ..., takip dosyasından kendisine İİK’nın 89/1. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi olup, takibin taraflarından değildir. Adı geçenin İİK'nın 89. maddesi kapsamında şikayet hakkı olup bunun dışında, somut olaydaki gibi, çekin zamanaşımına uğradığından bahisle icra takibinin geri bırakılmasını talep etmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, şikayetçi yönünden istemin şikayet hakkı yokluğu (aktif husumet) nedeniyle usul yönünden reddi gerekirken işin esası incelenerek reddi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/8097, K. 2025/1920, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama