KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/1365 E., 2025/3187 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı lehtar tarafından borçlu keşideci aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; istemin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
İİK'nın 71/2. Maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, aynı Kanun'un 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır." düzenlemesi yer almakta, İİK'nın 33/a-1. maddesinde ise; "İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir." hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
6762 Sayılı TTK'nın 662. maddesinde; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. TTK'nın 663/2. maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.
İİK'nın 78/2. maddesi gereğince, alacaklının haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Bu durumda takip dosyası işlemden kaldırılır (md. 78/4). Bir yıllık süre (md.78/2) içinde haciz talebinde bulunan alacaklı, haciz talebini geri alabilir. Bu halde yeniden bir yıllık haciz isteme süresi işlemeye başlamaz. Alacaklı ancak, ödeme emrinin tebliğinden itibaren işlemeye başlamış olan bir yıllık sürenin, varsa kalan kısmında, yeniden haciz talebinde bulunabilir(md. 78/5). Anılan sürelerin geçirilmesi halinde alacaklının "haciz isteme hakkı" düşer. Alacaklı, yeniden haciz isteyebilmek için yenileme talebinde bulunmalı ve bu talep borçluya tebliğ edilmelidir.
Somut olayda, takibin kesinleşmesinden sonra, alacaklı vekilinin sırasıyla 24.03.2009 tarihinde haciz talebinde bulunduğu, 04.03.2011 tarihinde haciz konulan taşınmazlar için satış ESAS NO: 2025/1365 avansının alınmasını istediği ve satış avansını da aynı tarihte yatırdığı, satış talebinin, 04.03.2011 tarihinde icra müdürü tarafından reddedildiği, bu karara karşı şikayet yoluna başvurulmadığı, alacaklı vekilinin 13.09.2011 tarihinde, borçlunun SGK kayıtlarının çıkartılmasını, 02.09.2013 tarihinde dosyanın yenilenmesini, 27.05.2014 tarihinde taşınmazların satışa esas olmak üzere son durumun istenmesini, 04.07.2014 tarihinde borçluya yenileme emri gönderilmesini, 20.02.2015 tarihinde borçluya kıymet takdirinin tebliğ edilmesi taleplerinde bulunduğu görülmektedir.
Satış talebinin reddine ilişkin 04.03.2011 tarihli icra müdürü kararına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından, geçerli bir satış talebinin varlığından söz edilemeyeceği, İİK'nın 78. maddesi gereğince, alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde haciz talebinde bulunduğuna göre, bu haczin düşmesinden sonra takibe devam edebilmek için takibin yenilenmesine ve yenileme harcı ödenmesine gerek bulunmadığından 02.09.2013 tarihli haciz talebi içermeyen yenileme talebi icra takip işlemi niteliğinde olmayıp bu talep zamanaşımını kesmeyeceği gibi alacaklının 13.09.2011 tarihli, borçlunun SGK kayıtlarının çıkartılması,
27.05.2014 tarihli taşınmazların son durumun istenmesi ve 04.07.2014 tarihli yenileme emri gönderilmesi talepleri de takibi ilerletmeye yönelik takip işlemleri olmadığından zamanaşımını kesmez.
Bu durumda; 04.03.2011 tarihli alacaklının talebinden, 20.02.2015 tarihli talebine kadar dosyanın işlemsiz bırakıldığı ve buna göre bonoya ilişkin 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, İİK'nın 71/son maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 33/a maddesi uyarınca, icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1365, K. 2025/3187, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama