KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/2182 E., 2025/3716 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair şikayetlerinin yanı sıra, meskeniyet şikayetinin kısmen kabulüne karar verilmesinden sonra, yeniden kıymet takdiri yapıldığını ve taşınmazın değerinin arttığını, bu nedenle taşınmazdaki haczin kaldırılmasını, aksi halde haline münasip taşınmaz değerinin güncellenmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince; meskeniyet şikayetinin kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile reddine karar verildiği,
borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, yasal sürede satış talep edilmediğinden haczin düştüğü ve meskeniyet şikayetinin konusuz kaldığı gerekçesi ile kararının kaldırılmasına, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükmün borçlu tarafından meskeniyet şikayetine ilişkin kısmı yönüyle temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İcra mahkemesi kararları, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden birbirlerine karşı kesin hüküm teşkil ederler.
HMK'nın 303/1 maddesi; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” hükmünü içermektedir.
Öte yandan, HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, HMK'nın 115/2. maddesi, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesini zorunlu kılmıştır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, kamu düzeniyle ilgili olması sebebiyle, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür.
Somut olayda, aynı takip dosyasından taşınmazın tapu kaydına 07.10.2013 ve 12.11.2014 tarihinde tatbik edilen hacizlerden sonra, şikayetçi borçlunun 06.10.2015 tarihinde meskeniyet şikayetinde bulunması üzerine, Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 12.05.2016 tarih ve 2015/505 E. 2016/456 K. sayılı kararı ile şikayetin kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın temyizde bozulması üzerine Mahkemece 09.05.2019 tarih ve 2019/128 E. 2019/221 K. sayılı kararı ile "davanın kısmen kabulü ile Adana 1. İcra
Müdürlüğü'nün 2013/9210 Esas sayılı dosyasında şikayete konu edilen taşınmazın 120.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına, satış bedelinden şikayetçi borçluya haline münasip ev almak için gerekli 120.000,00 TL'nin verilmesine, satıştan arta kalan paranın alacaklıya ödenmesine...’ karar verildiği, bu kararın 03.03.2020 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla anılan ilk icra mahkemesi kararının, borçlunun temyiz incelemesine konu bu şikayeti yönünden kesin hüküm teşkil edeceği açıktır. (Dairemizin benzer 1.11.2023 tarih ve 2023/395 Esas ve 2023/6992 Karar sayılı ilamı.)
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, meskeniyet şikayetinin kesin hüküm nedeniyle reddine dair karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/2182, K. 2025/3716, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama