KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/2700 E., 2025/5169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda özetle; .. İli, .. İlçesi, ..
Mahallesi 320 ada 585 parselde bulunan tarla niteliğindeki taşınmazın değerinin düşük olduğunu, taşınmaz değerinin en az 20.000,000 TL civarında olduğunu, kıymet takdirinin yeniden yapılması gerektiğini ve eş muvafakati, kefaleti ve imzasının bulunmadığını, banka kredi sözleşmesinde bu şartların yerine getirilmediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; borçlunun, kıymet takdirine itirazının reddine, eş muvafakatı, kefaleti ve imzası bulunmadığından takibin iptaline yönelik şikayetinin ise süreden reddine hükmedildiği, kararın şikayetçi tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
kıymet takdirine itirazına yönelik istinaf başvurusunun kesin nitelikte bulunduğundan İİK'nın 363, 365. maddeleri uyarınca reddine, takibin iptali yönünden ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1- Borçlunun kıymet taktirine itiraz üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, kıymet takdirine itiraza (vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğine) ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2- Borçlunun eş muvafakatı, kefaleti ve imzası bulunmadığından takibin iptaline yönelik şikayeti üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
İcra memurunun işleminin yasaya veya olaya uygun bulunmaması nedeniyle icra mahkemesine başvurularak şikayet yolu ile kaldırılmasının istenmesi kural olarak yedi günlük süreye tâbidir. Şikayet süresi, şikayet konusu işlemin öğrenildiği günden başlar (İİK'nun 16/1). Bu kuralın iki önemli istisnası vardır.
1-Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir (m.16/2). Bu hükmün amacı, ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna gidilebilir. Anılan ilke doktrinde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.
Borçlunun, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatini korumak için konulmuş "amir hükümlere" aykırı olarak yapılmış işlemler kamu düzenine aykırıdır. Bu işlemler için her zaman şikayet yoluna gidilebilir (Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku-1988 Baskı cilt:1, sh:94-HGK. 22.01.2003 tarih, 2003/12-17 E. 2003/29 K.).
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesi aynen "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, borçlunun talebi, banka kredi sözleşmesinde eş muvafakati, kefaleti ve imzasının bulunmadığından takibin iptaline ilişkin olup, talep konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan İİK’nun 16/2.maddesi gereğince süresiz şikayete tabi olsa da, borçlunun bu itirazlarının dar yetkili icra hukuk mahkemesinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, süre aşımından reddine hükmolunması ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/2700, K. 2025/5169, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama