KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/3772 E., 2025/5956 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda sair iddiaları ile birlikte ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece, iddiaların süresi içinde ileri sürülmediğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiği, istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce, usulsüz tebligat şikayetinin süresinde olduğu ve tebligatın Tebligat Kanunu’ nun 16. maddesi uyarınca usulüne uygun olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, usulsüz tebligat şikayetinin esastan reddine, sair şikayetlerin ise süre aşımından reddine karar verildiği, görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır." 4829 Sayılı Kanun ile; Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan "birlikte oturan ailesi efradı" ibaresi, "aynı konutta oturan kişiler" şeklinde değiştirildiğinden, muhatap adına kendilerine tebligat yapılacak aynı konutta oturan kişiler, aile fertleri, yakın ve uzak akrabalar veya hizmetçilerden biri olabileceği gibi, bu kimseler dışında kalan ancak muhatapla birlikte oturan diğer kimseler de olabileceklerdir. Muhatapla birlikte oturma şartının gerçekleşmiş sayılabilmesi için, muhatapla aynı çatı altında oturmak yetmeyip, aynı daireyi paylaşmış olmak gerekir.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde, bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. HGK'nın 7.4.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Şikayete konu ödeme emri tebligatının incelenmesinde; ödeme emrinin, borçlunun ''... Mahallesi, ... Küme evleri, no:355 iç kapı no:2 Toroslar/Mersin'' adresine tebliğ edildiği ve tebligat mazbatası üzerinde ''Muhatabın adresi mahalle sakinlerinden sorularak bulundu. Adreste hazır bulunan eniştesi ... muhatabın şehir merkezinde olduğunu beyan ederek muhatabı aradı. Muhatap ... şu anda TOKİ konutlarında olduğunu, ESAS NO : 2025/3772
yarın sabah köye gideceğini ve evrakı eniştesi ...'nun almasını istemesi üzerine eniştesi ...'na tebliğ edildi" şerhinin bulunduğu, şikayetçi borçlunun başvurusunda, tebliğ anında adreste bulunmadığı belirlenmiş olmasına rağmen tebligatın iade edilmesi gerekirken hakikate aykırı beyan ile usule aykırı olarak tebliğ edildiğini iddia ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince şikayete konu tebligatın Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre usulüne uygun yapıldığı kabul edilmiş ise de, tebligat tarihinde beyan veren ve tebligatın kendisine yapıldığı enişte ...’nun Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde belirtilen “aynı konutta oturan kimse veya hizmetçilerden biri” olduğu yönünde bir tespitin yapılmadığı anlaşılmış olup tebligatın usulüne uygun olmadığı sabittir. Kaldı ki tebligatın yapıldığı enişte ...’nun, Tebligat Kanunu'nun “muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi” halinde tebligatın yapılacağı kimseleri saydığı 20. maddesinde belirtilen kişilerden de olmadığı görülmekle bu hali ile de tebligat usulsüzdür.
Öte yandan Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince; usulsüz tebligat şikayetinin kabulüyle TK'nın 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3772, K. 2025/5956, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama