KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/4622 E., 2025/6921 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ile borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Borçluların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Borçluların icra mahkemesine başvurusunda; asıl ve birleşen dosyalarda sair şikayetlerinin yanında, ödeme emrinin yetkisiz acenteya tebliğ edilmesi nedeni ile tebligatların usulsüz olduğuna karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, borçlulara çıkarılan ödeme emri tebliğ işleminin iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emrinin tebliğinin yetkili acenteye yapıldığını ancak tebliğin usulsüz olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tebliğ tarihinin 06.10.2023 olarak düzeltilmesine karar verildiği görülmüştür.
6102 sayılı TTK’nun 105. maddesinde; “ (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir.
Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re’sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Arslan Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62).
Somut olayda, takip dosyası incelendiğinde, sair nedenlere dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı, Ör 7 numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlulara donatana izafeten acente olarak ... Denizcilik ve ... Nakliyat İnş. Ltd. Şti.’nin gösterildiği, ancak takibin dayanağı olarak belirtilen hukuki işlemlere ... Denizcilik ve ... Nakliyat İnş. Ltd. Şti.’nin
aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de ... Denizcilik ve ... Nakliyat inş. Ltd. Şti’ye asıl borçluların acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu durumda da ödeme emri tebliğ işlemlerinin yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi’nin bu yöndeki gerekçesinin yerinde olduğu görülmüştür.
Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının incelenmesinde yalnızca asıl dosya için hüküm kurulduğu, HMK’nun 166. maddesi gereğince her bir birleşen dosya yönünden ayrı ayrı hüküm oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda izah edilen hususlar nazara alınarak yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4622, K. 2025/6921, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama